Blog Listem
22 Kasım 2011 Salı
Bilgisayar Fiyatlari Artacak
ROUND ROCK - Amerikalı bilgisayar şirketi Dell, üçüncü çeyrekte karını geçen yıl aynı çeyreğe göre yüzde 9 artırdı ancak şirket Tayland'da meydana gelen selin bu ülkedeki sabit disk üretimini olumsuz etkilemesinin bu yıl gelirlerini etkileyeceğini kaydetti.
Şirketin finans direktörü Brian Gladden, Tayland'daki selin, şirketin ''yüksek gelirli müşterilere ve ürünlere'' öncelik vermesi gerektiği anlamına geldiğini açıkladı.
Gladden, sel yüzünden fabrikaların kapanması ve sabit disk fiyatlarının artması nedeniyle bilgisayar fiyatlarını artırabilecekleri uyarısında bulundu.
Bu e-posta, Turkcell BlackBerry ile gönderilmiştir.
21 Kasım 2011 Pazartesi
Türk İşi Ölümler !
TÜRKLERE NASİP ÖLÜMLER
Mideye kaçan sineği öldürmek için ağza sheltox sıkmak suretiyle ölüm (İstanbul/Sultanbeyli)
Bir arabaya 11 kişi binip viyadüğe uçmak (Molla Gürani Viyadüğü/İstanbul)
Balkona 50 kişi çıkılması sonucu balkonun çökmesiyle oluşan toplu ölüm. (Dudullu'da bir Köy nişan töreninde).
Ormanda zehirli mantarları ailece yiyerek,"anaa ne guzel!" deyip akşama evde ölü bulunan aile (Datça'da).
Yatağındaki tahtakurusu veya bilimum haşeratı öldürmek için yatağı ilaçladıktan biraz sonra uykuya dalarak vefat etmek (Bodrum/Yalıkavak Köyü).
Elektrik direğine yaslanıp ayakkabısına kaçan taşı ayağını silkeleyerek çıkarmaya çalışan kişinin, elektrik çarptığını sanan yardımsever bir laz tarafından kafasına kürek, kalas vb. vurularak ölmesi. (Rize/Ardeşen Kasabasi/Tunca Köyü'nde).
Yolda mutlu, mesut yürürken kafaya balkon düşmesi (Gene Dudullu'da).
Para çekmek amacıyla girilen bankamatik gişesinde elektrik çarpması sonucu ölüm. (Ziraat Bankası, Bozcaada Şubesi)
Trafik kazasından yaralı olarak kurtarılıp, hastaneye kaldırılırken ambulansın kaza yapması sonucu ölüm. (Ülkemizin bir çok şehrinde)
Alkollü durumda TEM otoyolunda seyreden bir araçtaki beş kişinin; süper fm'de çalmaya başlayan oynak bir şarkı sonrası aracı sağa çekmesi ve otoyolda göbek atmaya başlaması üzerine 5 kişiden 3'ünün ayrı ayrı araçların çarpması sonucu ölümü (Adapazarı/Hendek).
Bir işçinin 600 tonluk pres makinesinin arasında emeklemek suretiyle 2450 santiigratlık fırında sıgarasını yakmaya çalısması. (Karabük Demir Çelik Fabrikaları)
Denizcililk işletmesinde çalısan geminin 3. mühendisi kimseye haber vermeden buhar kazanına girer. oradan geçen işgüzarın tekide 'neden bu kapak boyle açık' der ve kapagı kapatır. Ardından gemi sefere cıkar. (Kocaeli/Dilovasi İskelesinde)
Arkadaşlarıyla iddiaya tutuşup kafasıyla mermer bloku kırmaya çalışan medyatik karatecinin mermer yerine kafasını kırarak beyin travması sonucu ölmesi (İstanbul-Esenler).
Nüfus sayımı nedeniyle kendisinden başka kimsenin bulunmadığı yolda (üstelik de otoban) sayım görevlisinin bariyerlere çarparak ölümü. (TEM Otoyolu-Gebze)
Bir marangozhanede çalışan işçiler iş çıkışı üzerlerindeki talaşları kompresör ile temizlemektedirler. Bu arada arkadaşına yardımcı olan isçi Ali, şaka olsun diye, Burhan’ın neticesine dogru hava tutar. Buna içerleyen Burhan, ‘Öyle şaka olmaz böyle olur’ diyerek hava tabancasini alır ve arkadaşı Ali’nin makatına sokar.Bağırsakları patlayan Ali hastane yolunda Hakk-ın rahmetine kavuşur. (İstanbul, Ayazağa Sanayi Sitesi)
Aynı iş yerinde biri gündüz bir gece vardiyasinda olmak üzere çalışmakta olan baba oğuldan biri mobylette motor ile işe gitmekte diğeri ise bir başka mobylette ile eve dönmekte iken, yol üzerindeki sert bir virajda karşılasmaları ve birbirlerine selam vermek isterken çarpışıp beraberce ölmeleri. (Konya,Meram Mahallesi)
Eskiden anlatılan bir lunapark vakası: Parkın 2 kafadar gece bekçisi uçan sandelyeyi çalıştırıp bir güzel kurulmuşlar. Bekçilerin ikisi de bütün gece kusarak rahmetine kavuşmuşlar. (Göztepe Lunaparkı,1971, şimdilerde Göztepe Parkı’nın olduğu mevkii’)
Tıraş olurken berberin rahatlatır diye boynu aniden sağa sola çevirme hareketi sonucu küt diye boynu kırılan müşterinin koltukta rahmetlik oluşu (Erzurum)
Mideye kaçan sineği öldürmek için ağza sheltox sıkmak suretiyle ölüm (İstanbul/Sultanbeyli)
Bir arabaya 11 kişi binip viyadüğe uçmak (Molla Gürani Viyadüğü/İstanbul)
Balkona 50 kişi çıkılması sonucu balkonun çökmesiyle oluşan toplu ölüm. (Dudullu'da bir Köy nişan töreninde).
Ormanda zehirli mantarları ailece yiyerek,"anaa ne guzel!" deyip akşama evde ölü bulunan aile (Datça'da).
Yatağındaki tahtakurusu veya bilimum haşeratı öldürmek için yatağı ilaçladıktan biraz sonra uykuya dalarak vefat etmek (Bodrum/Yalıkavak Köyü).
Elektrik direğine yaslanıp ayakkabısına kaçan taşı ayağını silkeleyerek çıkarmaya çalışan kişinin, elektrik çarptığını sanan yardımsever bir laz tarafından kafasına kürek, kalas vb. vurularak ölmesi. (Rize/Ardeşen Kasabasi/Tunca Köyü'nde).
Yolda mutlu, mesut yürürken kafaya balkon düşmesi (Gene Dudullu'da).
Para çekmek amacıyla girilen bankamatik gişesinde elektrik çarpması sonucu ölüm. (Ziraat Bankası, Bozcaada Şubesi)
Trafik kazasından yaralı olarak kurtarılıp, hastaneye kaldırılırken ambulansın kaza yapması sonucu ölüm. (Ülkemizin bir çok şehrinde)
Alkollü durumda TEM otoyolunda seyreden bir araçtaki beş kişinin; süper fm'de çalmaya başlayan oynak bir şarkı sonrası aracı sağa çekmesi ve otoyolda göbek atmaya başlaması üzerine 5 kişiden 3'ünün ayrı ayrı araçların çarpması sonucu ölümü (Adapazarı/Hendek).
Bir işçinin 600 tonluk pres makinesinin arasında emeklemek suretiyle 2450 santiigratlık fırında sıgarasını yakmaya çalısması. (Karabük Demir Çelik Fabrikaları)
Denizcililk işletmesinde çalısan geminin 3. mühendisi kimseye haber vermeden buhar kazanına girer. oradan geçen işgüzarın tekide 'neden bu kapak boyle açık' der ve kapagı kapatır. Ardından gemi sefere cıkar. (Kocaeli/Dilovasi İskelesinde)
Arkadaşlarıyla iddiaya tutuşup kafasıyla mermer bloku kırmaya çalışan medyatik karatecinin mermer yerine kafasını kırarak beyin travması sonucu ölmesi (İstanbul-Esenler).
Nüfus sayımı nedeniyle kendisinden başka kimsenin bulunmadığı yolda (üstelik de otoban) sayım görevlisinin bariyerlere çarparak ölümü. (TEM Otoyolu-Gebze)
Bir marangozhanede çalışan işçiler iş çıkışı üzerlerindeki talaşları kompresör ile temizlemektedirler. Bu arada arkadaşına yardımcı olan isçi Ali, şaka olsun diye, Burhan’ın neticesine dogru hava tutar. Buna içerleyen Burhan, ‘Öyle şaka olmaz böyle olur’ diyerek hava tabancasini alır ve arkadaşı Ali’nin makatına sokar.Bağırsakları patlayan Ali hastane yolunda Hakk-ın rahmetine kavuşur. (İstanbul, Ayazağa Sanayi Sitesi)
Aynı iş yerinde biri gündüz bir gece vardiyasinda olmak üzere çalışmakta olan baba oğuldan biri mobylette motor ile işe gitmekte diğeri ise bir başka mobylette ile eve dönmekte iken, yol üzerindeki sert bir virajda karşılasmaları ve birbirlerine selam vermek isterken çarpışıp beraberce ölmeleri. (Konya,Meram Mahallesi)
Eskiden anlatılan bir lunapark vakası: Parkın 2 kafadar gece bekçisi uçan sandelyeyi çalıştırıp bir güzel kurulmuşlar. Bekçilerin ikisi de bütün gece kusarak rahmetine kavuşmuşlar. (Göztepe Lunaparkı,1971, şimdilerde Göztepe Parkı’nın olduğu mevkii’)
Tıraş olurken berberin rahatlatır diye boynu aniden sağa sola çevirme hareketi sonucu küt diye boynu kırılan müşterinin koltukta rahmetlik oluşu (Erzurum)
19 Kasım 2011 Cumartesi
ZAAF-C.DÜNDAR
ZAAF
Kedilerle ilgili bu durumu yeni ögrenmistim: Normalde sokak
kedisi kendini saldirgan köpeklere karsi koruyabilirmis. Bu direnci kiran tek
sey neymis biliyor musunuz: Sevgi...
Insanoglu, eger bir sokak kedisinin basini oksar
ve ona sefkat gösterirse kedicik kendisinin koruma altinda
oldugunu zanneder ve sivri tirnaklarini içeri çekermis. Ve vahsi
köpeklerin azgin dislerini girtlaklarinda veya itlaf ekiplerinin zehirli etlerini
midesinde bulurmus.Küçücük bir dokunusta gardi düsen ve ölümcül yaralara
açik hale gelen sarmanlarin kaderinde kendi ask hayatimizin hülasasini
buldum.
Biz de Eros'un sefkatine siginip, sevdalaninca en mahrem
zaaflarimizi elevermiyor muyuz? Yillar yili ardina sigindigimiz barikatlarin
anahtarini gönüllü teslim edip, tirnaklarimizi içeri çekmiyormuyuz?
Sevginin bizi kollayacagina, sarip sarmalayacagina dair ön kabulümüz yüzünden
koruma duvarlarimizi gönüllü kaldirip, yaralarimizi açik hale
getirmiyor muyuz?
Sonra ne oluyor ? Sevdamiz en büyük zaafimiza dönüsüyor. Saçimizi
oksayan elin bizi ilelebet kollayacagina inaniyor, tatli sözlere
kaniyoruz. Taklalar atip, cilveler yapiyoruz. Ve en ummadigimiz anda, en
korunaksiz halimizle yakalaniyoruz askin hoyrat yüzüne... Sefkatimiz
katilimiz oluyor.
Ders almak mi? Ne münasebet!..Daha son ihanetin yarasi kabuk
baglamadan,yeni yaralar için araliyoruz kalbimizin kapilarini...
zavalli bir kedi yavrusundan farkimiz yok askin karsisinda...
Boynumuzda, kalbimizde pençe pençe darbe izleriyle, her sicak dokunusta
çocukça uysallasip, her hayalkirikliginda "köpek gibi" pisman olarak,
her terkediste aci çekip her dönüste biraz daha kanayarak,
kanayan yerlerimizi kediler gibi dilimizle yalayarak, "Bir daha asla"larla
"Daima"lar arasinda yalpalayarak yara bereiçinde yasiyoruz.O yüzden "Melek"ler, içe
kivrik patilerle gömülüyor. Ve hayata "Seytan"lar hükmediyor. Belki de
en iyisi kuyrugu her daim dik tutmaktir...
Şefkate kanmis mefta bir ev kedisi olmaktansa, gardini almis
hayatta bir sokak kedisi kalmak daha iyidir.
CAN DÜNDAR
Kedilerle ilgili bu durumu yeni ögrenmistim: Normalde sokak
kedisi kendini saldirgan köpeklere karsi koruyabilirmis. Bu direnci kiran tek
sey neymis biliyor musunuz: Sevgi...
Insanoglu, eger bir sokak kedisinin basini oksar
ve ona sefkat gösterirse kedicik kendisinin koruma altinda
oldugunu zanneder ve sivri tirnaklarini içeri çekermis. Ve vahsi
köpeklerin azgin dislerini girtlaklarinda veya itlaf ekiplerinin zehirli etlerini
midesinde bulurmus.Küçücük bir dokunusta gardi düsen ve ölümcül yaralara
açik hale gelen sarmanlarin kaderinde kendi ask hayatimizin hülasasini
buldum.
Biz de Eros'un sefkatine siginip, sevdalaninca en mahrem
zaaflarimizi elevermiyor muyuz? Yillar yili ardina sigindigimiz barikatlarin
anahtarini gönüllü teslim edip, tirnaklarimizi içeri çekmiyormuyuz?
Sevginin bizi kollayacagina, sarip sarmalayacagina dair ön kabulümüz yüzünden
koruma duvarlarimizi gönüllü kaldirip, yaralarimizi açik hale
getirmiyor muyuz?
Sonra ne oluyor ? Sevdamiz en büyük zaafimiza dönüsüyor. Saçimizi
oksayan elin bizi ilelebet kollayacagina inaniyor, tatli sözlere
kaniyoruz. Taklalar atip, cilveler yapiyoruz. Ve en ummadigimiz anda, en
korunaksiz halimizle yakalaniyoruz askin hoyrat yüzüne... Sefkatimiz
katilimiz oluyor.
Ders almak mi? Ne münasebet!..Daha son ihanetin yarasi kabuk
baglamadan,yeni yaralar için araliyoruz kalbimizin kapilarini...
zavalli bir kedi yavrusundan farkimiz yok askin karsisinda...
Boynumuzda, kalbimizde pençe pençe darbe izleriyle, her sicak dokunusta
çocukça uysallasip, her hayalkirikliginda "köpek gibi" pisman olarak,
her terkediste aci çekip her dönüste biraz daha kanayarak,
kanayan yerlerimizi kediler gibi dilimizle yalayarak, "Bir daha asla"larla
"Daima"lar arasinda yalpalayarak yara bereiçinde yasiyoruz.O yüzden "Melek"ler, içe
kivrik patilerle gömülüyor. Ve hayata "Seytan"lar hükmediyor. Belki de
en iyisi kuyrugu her daim dik tutmaktir...
Şefkate kanmis mefta bir ev kedisi olmaktansa, gardini almis
hayatta bir sokak kedisi kalmak daha iyidir.
CAN DÜNDAR
18 Kasım 2011 Cuma
Minübüs Muhabbetleri -Dünyada her halde Türklerden başka kimse bu sözleri anlamaz :))))
> >Yolcu:
> >
> >- Abi heykel'e çıkıyo mu?
> >
> >Şoför:
> >
> >-Yok abi, yanından geçiyo.
> >-------------------------------------------------------------------------------------------
> >Şoför bey mübarek bir yerde inebilir miyim?
> >- Şu ilerdeki caminin önünde bırakayım teyze seni...
----------------------------------------------------------------------------------
> >
> >İstanbul'dayız.. Dolmuşa bindik. Dolmuş doldu. Tam kalkacak, elemanın biri
> >
> >
> >açtı kapıyı, içerde tıkış tıkış oturmuşuz. Önde 3 kişi arkada 4
> >
> >...
> >
> >Eleman hala bir umut sordu:
> >
> >- "Kaptan, yer var mi?".
> >
> >Şöför de arkasını
> >
> >dönüp cevap verdi:
> >
> >- "Bilmiyorum, üst kata bi bak bakalım"
----------------------------------------------------------------------------------------------------
> >__________________
> >
> >
> >
> >
> >
> >Neriman sen arkadan verme ben önden veririm ...
> >
> >__________________
> >
> >
> >
> >
> >
> >Kadın:
> >
> >- Kızım dur! Ben vereyim benimki bozuk zaten...
> >
> >Kızı:
> >
> >- Aman ne olcak sanki nasıl olsa benimki de
> >
> >bozulacak, ben vereyim!
> >
> >
> >
> >__________________
> >
> >
> >
> >
> >
> >Oğlum bu Eminönü'nden geçer mi?
> >
> >- Yok teyze biz taksime çıkıyoruz
> >
> >- Hah tamam oğlum siz gidin ben
> >
> >gelmeyeceğim.
> >
> >
> >
>> >
> >------------------------------------------------------------------------
> >
> >
> >Arkadaki aksi teyze öndeki uzun saçlı delikanlıya
> >
> >seslenir:
> >
> >-Kızım şurdan bir kişi uzatır mısın?
> >
> >- Ben kız değilim!!!
> >
> >-Amaaaan ne bileyim kızmısın dulmusun, uzat işte!!
> >
> >__________________
> >
> >
> >
> >
> >
> >
> >
> >Eve gitmek üzere Bakırköy dolmuşu bekliyordum.
> >
> >Sigaramın
> >
> >kalmadığı aklıma
> >
> >gelince önünde durduğum Tekel bayiine girecekken
> >
> >minibüs geldi. Apar topar bindim. Şoföre parayı uzatıp,
> >
> >- 'Bir Monte Carlo' dedim! Adam birkaç saniye
> >
> >yüzüme bakıp,
> >
> >'Abi bu Bakırköy'e gider' diye cevap verdi!
> >
> >İşte o an benim ve şoförün bittiği andı
> >
> >__________________
> >
> >
> >
> >
> >
> >Mükemmel bir yerde inebilir miyim? Yolcunun kafası
> >
> >karışık sanırım, kendisi de
> >
> >dolmuştakilerle güler söylediine:)
> >
> >Şöför kadını indirirken:
> >
> >- Buyrun size layık değil
> >
> >ama!
> >
> >__________________
> >
> >
> >Kaç vericem?
> >
> >- 800.
> >
> >Şöför:
> >
> >- Arkadan vermeyen var
> >
> >mı?
> >
> >Yolcu:
> >
> >-Az önce eline verdik ya kardeşim..
> >
> >
> >
> >
> >
> >
> >Yolcu müsait bi yerde inmek ister ama dili sürçer;
> >
> >Musait bi yerde iner misiniz?
> >
> >-Şöför :
> >
> >- Niye sen mi kullanıcan
> >
> >__________________
> >
> >
> >Başıbüyük mü?
> >
> >- Evet, başıbüyük.
> >
> >- Ne zaman kalkar?
> >
> >-Sen oturursan kalkar bacım.
> >
> >
> >
> >
> >Rumeli-Hisarüstü otobüsüyle Taksim'e doğru
> >
> >gidiyoruz. Adamın biri Beşiktaş
> >
> >dolaylarında gayet aceleci bir tavırla Kaptan orta
> >
> >kapıyı rica edebilir
> >
> >miyim??
> >
> >Bizim şoför olaya hakim:
> >
> >- Tabi abi ayıp ettin. Al götür senden kıymetli mi!
> >
> >
> >
> >__________________
> >
> >
> >
> >
> >
> >
> >
> >İstanbul' da, çok sıcak bir günde, dolmuştaki bir
> >
> >kokona yelpazesiyle - "Şöfer beeey klimayı acar mısınız? Çok sıcak oldu!"
> >
> >
> >demişti.
> >
> >Pala bıyıklı şöfer amca teyzeyi bi süre süzdükten sonra, kapıyı açıp
> > açıp
> >
> >kapatmaya başladı :)
> >
> >__________________
> >
> >
> >
> >
> >
> >
> >
> >
> >Pek dolu olmamasına rağmen minibüs hareket etmek
> >
> >üzereydi.
> >
> >Tam o anda kavga ettikleri her hallerinden belli
> >
> >olan iki arkadaş minibüse bindi.
> >
> >
> >
> >Birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı.
> >
> >Çocuklardan biri şoföre parayı uzattı:
> >
> >- Abi bir öğrenci bir de hayvan alır mısın?????
> >
> >
> >
> >- Abi heykel'e çıkıyo mu?
> >
> >Şoför:
> >
> >-Yok abi, yanından geçiyo.
> >-------------------------------------------------------------------------------------------
> >Şoför bey mübarek bir yerde inebilir miyim?
> >- Şu ilerdeki caminin önünde bırakayım teyze seni...
----------------------------------------------------------------------------------
> >
> >İstanbul'dayız.. Dolmuşa bindik. Dolmuş doldu. Tam kalkacak, elemanın biri
> >
> >
> >açtı kapıyı, içerde tıkış tıkış oturmuşuz. Önde 3 kişi arkada 4
> >
> >...
> >
> >Eleman hala bir umut sordu:
> >
> >- "Kaptan, yer var mi?".
> >
> >Şöför de arkasını
> >
> >dönüp cevap verdi:
> >
> >- "Bilmiyorum, üst kata bi bak bakalım"
----------------------------------------------------------------------------------------------------
> >__________________
> >
> >
> >
> >
> >
> >Neriman sen arkadan verme ben önden veririm ...
> >
> >__________________
> >
> >
> >
> >
> >
> >Kadın:
> >
> >- Kızım dur! Ben vereyim benimki bozuk zaten...
> >
> >Kızı:
> >
> >- Aman ne olcak sanki nasıl olsa benimki de
> >
> >bozulacak, ben vereyim!
> >
> >
> >
> >__________________
> >
> >
> >
> >
> >
> >Oğlum bu Eminönü'nden geçer mi?
> >
> >- Yok teyze biz taksime çıkıyoruz
> >
> >- Hah tamam oğlum siz gidin ben
> >
> >gelmeyeceğim.
> >
> >
> >
>> >
> >------------------------------------------------------------------------
> >
> >
> >Arkadaki aksi teyze öndeki uzun saçlı delikanlıya
> >
> >seslenir:
> >
> >-Kızım şurdan bir kişi uzatır mısın?
> >
> >- Ben kız değilim!!!
> >
> >-Amaaaan ne bileyim kızmısın dulmusun, uzat işte!!
> >
> >__________________
> >
> >
> >
> >
> >
> >
> >
> >Eve gitmek üzere Bakırköy dolmuşu bekliyordum.
> >
> >Sigaramın
> >
> >kalmadığı aklıma
> >
> >gelince önünde durduğum Tekel bayiine girecekken
> >
> >minibüs geldi. Apar topar bindim. Şoföre parayı uzatıp,
> >
> >- 'Bir Monte Carlo' dedim! Adam birkaç saniye
> >
> >yüzüme bakıp,
> >
> >'Abi bu Bakırköy'e gider' diye cevap verdi!
> >
> >İşte o an benim ve şoförün bittiği andı
> >
> >__________________
> >
> >
> >
> >
> >
> >Mükemmel bir yerde inebilir miyim? Yolcunun kafası
> >
> >karışık sanırım, kendisi de
> >
> >dolmuştakilerle güler söylediine:)
> >
> >Şöför kadını indirirken:
> >
> >- Buyrun size layık değil
> >
> >ama!
> >
> >__________________
> >
> >
> >Kaç vericem?
> >
> >- 800.
> >
> >Şöför:
> >
> >- Arkadan vermeyen var
> >
> >mı?
> >
> >Yolcu:
> >
> >-Az önce eline verdik ya kardeşim..
> >
> >
> >
> >
> >
> >
> >Yolcu müsait bi yerde inmek ister ama dili sürçer;
> >
> >Musait bi yerde iner misiniz?
> >
> >-Şöför :
> >
> >- Niye sen mi kullanıcan
> >
> >__________________
> >
> >
> >Başıbüyük mü?
> >
> >- Evet, başıbüyük.
> >
> >- Ne zaman kalkar?
> >
> >-Sen oturursan kalkar bacım.
> >
> >
> >
> >
> >Rumeli-Hisarüstü otobüsüyle Taksim'e doğru
> >
> >gidiyoruz. Adamın biri Beşiktaş
> >
> >dolaylarında gayet aceleci bir tavırla Kaptan orta
> >
> >kapıyı rica edebilir
> >
> >miyim??
> >
> >Bizim şoför olaya hakim:
> >
> >- Tabi abi ayıp ettin. Al götür senden kıymetli mi!
> >
> >
> >
> >__________________
> >
> >
> >
> >
> >
> >
> >
> >İstanbul' da, çok sıcak bir günde, dolmuştaki bir
> >
> >kokona yelpazesiyle - "Şöfer beeey klimayı acar mısınız? Çok sıcak oldu!"
> >
> >
> >demişti.
> >
> >Pala bıyıklı şöfer amca teyzeyi bi süre süzdükten sonra, kapıyı açıp
> > açıp
> >
> >kapatmaya başladı :)
> >
> >__________________
> >
> >
> >
> >
> >
> >
> >
> >
> >Pek dolu olmamasına rağmen minibüs hareket etmek
> >
> >üzereydi.
> >
> >Tam o anda kavga ettikleri her hallerinden belli
> >
> >olan iki arkadaş minibüse bindi.
> >
> >
> >
> >Birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı.
> >
> >Çocuklardan biri şoföre parayı uzattı:
> >
> >- Abi bir öğrenci bir de hayvan alır mısın?????
> >
> >
17 Kasım 2011 Perşembe
Satışçılar için bir fıkra !
Bir firmanın insan kaynakları müdürü vefat eder ve göğe yükselir. Kapıda melek onu karşılar ve şöyle der: “Size bir şans vereceğiz. 24 saat boyunca cehenneme ve 24 saat boyunca da cennete gideceksiniz. Hangisini daha çok severseniz sonsuza kadar orada kalma şansınız olacak.”
İnsan kaynakları müdürü bu fikri gereksiz bulur ve şöyle der: “Aslında ben seçimimi çoktan yaptım. Bu yola başvurmamıza gerek yok. Ben cennete gitmek istiyorum.”
Melek bunun imkânsız olduğunu söyler: “Buranın da bazı kuralları var. Bu nedenle dediğimi yapmanız gerekir. Sonra seçim sizin.”
Müdür çaresiz kabul eder. Bir asansöre biner ve yerin yedi kat altına iner. Kapıdan içeri girdiginde bir bakar ki, yemyeşil bir golf sahasının üzerinde ve bütün sevdiği arkadaşları orada. Şeytan bile çok sevimli ve ona iyi davranıyor. Bütün gün golf oynarlar, beraber yemek yiyip, içki içerler. Müdür çok eğlenir ve zamanın nasıl geçtiğini anlamaz. 24 saat dolunca asansörle yukarı çıkar ve cennetin kapısından içeri girer.
Cennet de güzel ama fazla sakin bir yerdir. Bütün gün bulutların üzerinde arp calıp şarkı söyler. 24 saat dolunca tekrar meleğin karşısına çıkar.
Melek sorar:
“Evet, kararınız nedir?”
Müdür cevap verir:
“Bunu söyleyeceğimi hiç sanmazdım ama cehennemde daha iyi vakit geçirdim, oraya gitmek istiyorum.”
Bunun üzerine asansörle yerin yedi kat altına iner. Bir de görür ki her yer çöp dolu, pis koku sarmış etrafı. Dün cok eğlendiği arkadaşları da çöpleri topluyor. Şeytana sorar: “Dün burası bir golf sahasıydı, yemek yedik, içki içtik. Bugün ne oldu, durum neden böyle?”
Şeytan cevap verir: “Dün seninle iş görüşmesi yapıyorduk. Bugün seni işe aldık!”
İnsan kaynakları müdürü bu fikri gereksiz bulur ve şöyle der: “Aslında ben seçimimi çoktan yaptım. Bu yola başvurmamıza gerek yok. Ben cennete gitmek istiyorum.”
Melek bunun imkânsız olduğunu söyler: “Buranın da bazı kuralları var. Bu nedenle dediğimi yapmanız gerekir. Sonra seçim sizin.”
Müdür çaresiz kabul eder. Bir asansöre biner ve yerin yedi kat altına iner. Kapıdan içeri girdiginde bir bakar ki, yemyeşil bir golf sahasının üzerinde ve bütün sevdiği arkadaşları orada. Şeytan bile çok sevimli ve ona iyi davranıyor. Bütün gün golf oynarlar, beraber yemek yiyip, içki içerler. Müdür çok eğlenir ve zamanın nasıl geçtiğini anlamaz. 24 saat dolunca asansörle yukarı çıkar ve cennetin kapısından içeri girer.
Cennet de güzel ama fazla sakin bir yerdir. Bütün gün bulutların üzerinde arp calıp şarkı söyler. 24 saat dolunca tekrar meleğin karşısına çıkar.
Melek sorar:
“Evet, kararınız nedir?”
Müdür cevap verir:
“Bunu söyleyeceğimi hiç sanmazdım ama cehennemde daha iyi vakit geçirdim, oraya gitmek istiyorum.”
Bunun üzerine asansörle yerin yedi kat altına iner. Bir de görür ki her yer çöp dolu, pis koku sarmış etrafı. Dün cok eğlendiği arkadaşları da çöpleri topluyor. Şeytana sorar: “Dün burası bir golf sahasıydı, yemek yedik, içki içtik. Bugün ne oldu, durum neden böyle?”
Şeytan cevap verir: “Dün seninle iş görüşmesi yapıyorduk. Bugün seni işe aldık!”
16 Kasım 2011 Çarşamba
14 Kasım 2011 Pazartesi
12 Kasım 2011 Cumartesi
10 Kasım 2011 Perşembe
Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet paidar kalacaktır..K.ATATÜRK 1881-....
Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet paidar kalacaktır..K.ATATÜRK 1881-....
Kaydol:
Yorumlar (Atom)














