Blog Listem
7 Mart 2012 Çarşamba
Dünya !
İlk günden alıştığımız emektar aydınlık,
Anne yüzünde, dost yüzünde, evlat yüzünde;
Her sabah başlayan şeye doymadık,
Düşümüz gerçeğimiz ne varsa yeryüzünde.
Gökyüzü belledik şu ürperen maviliği,
Başımız darda kalınca el açtığımız yer;
Gökyüzüdür avutan akıllıyı deliyi,
Gökyüzünde bulutlar uçurtmalar ümitler.
Her mevsimiyle insanı ayrı ayrı saran,
Bunca güzelliği nasıl koyup gideceğiz;
Yaman çalacak o çalmayası saat yaman,
Geçmiş ola bir kez yumuldu mu gözlerimiz
6 Mart 2012 Salı
KAFES
İnsan vardır dört duvar arasında hapis kalır,
İnsan vardır tel örgüler arkasında hapis kalır,
İnsan vardır parmaklıklar ardında hapis kalır
Ve insan vardır kendi teninde hapis kalır.
En zoru hangisi sence?
Sen en iyisi tüm engelleri unutup,
Kendi ruhunda özgür kal.
O zaman hiçbir şey zihnindeki özgürlüğü kısıtlayamaz...
5 Mart 2012 Pazartesi
Bulantı !
Biliyorum. Bana tutku verecek herhangi bir şeye ya da kimseye artık rastlamayacağımı biliyorum. Birisini sevmeye kalkışmak, önemli bir işe girişmek gibidir, bilirsin. Enerji, kendini veriş, körlük ister. Hatta başlangıçta bir uçurumun üzerinden sıçramanın gerektiği bir an vardır. Düşünmeye kalkarsa atlayamaz insan. Bundan böyle artık bu gerekli sıçrayışı yapamayacağımı biliyorum..
Jean Paul Sartre - Bulantı
3 Mart 2012 Cumartesi
Marangoz sizsiniz.
Marangoz sizsiniz. Her gün bir çivi çakar, bir tahta koyar ya da bir duvar dikersiniz. “hayat bir kendin yap tasarımıdır” demiştir biri. Bugün yaptığınız davranış ve seçimler,yarın yaşayacağınız evi kurar. Öyle ise onu akıllıca kurun. Unutmayın.
Paraya ihtiyacınız yokmuş gibi çalışın.
Hiç incinmemişsiniz gibi sevin.
Kimse izlemiyormuş gibi dans edin.
Yine de keyifli bir gün
Yine de keyifli bir gün
Taze sıkılmış ruhum, bayatlamış bahanelerim
Çilekli dondurma ile televizyon seyrederim
Derken bir film başlar, içinde kendimi ararım
Kahramanları herkes sever, bense sıradan bir adamım
En heyecanlı yerinde filmin, telefon çalar, sevgilimdir
Merak ettiği tek şey özleyip özlemediğimdir
Yine de keyifli bir gün
Balkona atarım kendimi, dolunay değiştir beni
Öyle derine dalayım ki, kabarcıklar bile gözükmesin
Derken bir yıldız kayar, tutsam bile elim yanar
Ruhumu çeker medcezir, geri vermezse işime gelir
İnsan bazen kaybolmak ister, kendi kendine kalmayı özler
Hayaller kurmayı sever, gerçekler bazen az gelir
Bu dünya bazen dar gelir, bu hayat boş gelir
Yine de keyifli bir gün..REDD
2 Mart 2012 Cuma
29 Şubat 2012 Çarşamba
Cin Atasozu
"Bir saatliğine mutlu olacaksanız, şekerleme yapın
Bir günlüğüne mutlu olacaksanız, balık avlamaya gidin
Bir aylığına mutlu olacaksanız, evlenin
Bir yıllığına mutlu olacaksanız, bir servete konun
Tüm yaşam boyunca mutlu olacaksanız, işinizi sevin…"
Çin Atasözü
Bu e-posta, Turkcell BlackBerry ile gönderilmiştir.
Bir günlüğüne mutlu olacaksanız, balık avlamaya gidin
Bir aylığına mutlu olacaksanız, evlenin
Bir yıllığına mutlu olacaksanız, bir servete konun
Tüm yaşam boyunca mutlu olacaksanız, işinizi sevin…"
Çin Atasözü
Bu e-posta, Turkcell BlackBerry ile gönderilmiştir.
25 Şubat 2012 Cumartesi
Robin Sharma
Güzel şeyleriniz olsun ama onların tutsağı olmayın. Onlara sahip olun ama size sahip olmalarına izin vermeyin. Yaşamınızın en temel hedeflerini, potansiyelinizin zirvesine erişmek, başkalarına hizmet etmek, başkalarının yaşamlarında fark yaratmak, kendinizden daha önemli şeyler için yaşamak olarak belirleyin. Başarı güzeldir ama bu oyunun asıl adı anlamdır. ROBIN SHARMA
23 Şubat 2012 Perşembe
Türkiye’de girişimcilere destek veren kurumları biliyor musunuz?
Türkiye’de girişimcilere destek veren kurumları biliyor musunuz?
Girişimcilik konusu Türkiye’de günden güne daha fazla önem kazanıyor. Girişimcilik için fikir dışında en az onun kadar önemli bir diğer nokta da hiç şüphesiz, çalışma olanakları veya finansman formatında verilen destekler. Kurumların girişimcilere sağlayabileceği destekleri kısaca aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz:
Kuluçka (Incubation): Kar amacı gütmeyen kuruluşların veya uzun vadede kar amacı güden özel firmaların henüz fikir aşamasındaki projelerin hayata geçirilebilmesi için gerekli fiziksel koşulları sağladığı ve ‘abilik’ olarak nitelendirilebilecek düzeyde danışmanlık verdiği destek türü.
Tohum Sermayesi (Seed Funding): Bir fikrin hayata geçirilebilmesi için gerekli ilk sermayenin yakın akraba ve arkadaşlardan temin edildiği destek türü.
Melek Yatırımcı (Angel Investor): Projenin işlevsellik kazandığı fakat henüz kendisini finansal olarak çevirmeye yetmediği dönemde, bir kişi veya kurumun projeye sermaye koyarak ortak olmasını ifade eden destek türü.
Yatırım Sermayesi (Venture Capital): Gelir oluşturma safhasını geçmiş projeleri daha da geliştirebilmek için gerekli nakit akışını sağlayabilmek amacıyla yatırımcı havuzu kaynaklı bir ortaklık ile projenin sermayesinin büyütülmesini içeren destek türü.
Son dönemde girişimciler / girişimcilik için en gözde alan, gerek doğal giriş bariyerlerinin düşük olması gerekse henüz yazılımın profesyonel bir iş alanı haline gelememesi sebebiyle İnternet sektörü. Türkiye’deki girişimcilere destek veren kurumları ve hangi aşamada destek verdiklerini de aşağıdaki gibi listelemeye çalıştım. Hatalı açıklaması olan veya listeye eklenmemiş kurumların bilgisini gönderebilirseniz, listeyi daha sağlıklı hale getirebiliriz.
GİRİŞİMLERE VERGİSEL AVANTAJ SAĞLAYAN KURUMLAR
Kosgeb Girişimcilik Destek Programı – Kuluçka, Vergi Avantajı
Tobb Genç Girişimciler Kurulu – Kuluçka, Vergi Avantajı
Teknopark & Teknokent – Kuluçka, Vergi Avantajı – (Boğaziçi, ODTÜ, İTÜ, …)
GİRİŞİMCİLERE UYGUN FİZİKSEL KOŞULLARI VE DONANIMI SAĞLAYAN KURUMLAR
Etohum – Kuluçka, Tohum Sermayesi, Eğitim
Girişim Fabrikası – Kuluçka, Tohum Sermayesi
Kuluçka Merkezi, AveaLabs – Kuluçka
GİRİŞİMLERE FİNANSMAN SAĞLAYAN KURUMLAR
212 VC – Yatırım Sermayesi (Erken Dönem)
Aksoy Internet Ventures – Yatırım Sermayesi (Erken Dönem)
Endeavor – Melek Yatırımcı Ağı
Galata Business Angels – Melek Yatırımcı Ağı
Golden Horn Ventures – Yatırım Sermayesi (Erken Dönem)
Ilab – Yatırım Sermayesi
Inovent – Kuluçka, Tohum Sermayesi
Inventram – Kuluçka, Tohum Sermayesi
Inventures – Tohum Sermayesi, Melek Yatırımcı
Labx – Melek Yatırımcı Ağı
Tımar Ventures – Yatırım Sermayesi
Turkven – Yatırım Sermayesi
Verusa – Yatırım Sermayesi
Young Turk Ventures – Melek Yatırımcı
22 Şubat 2012 Çarşamba
16 Şubat 2012 Perşembe
15 Şubat 2012 Çarşamba
Dedikodu Üzerine !
Epeydir uzak kaldığım bir duyguyu hatırladım geçen gün ya da hatırlatıldı desem daha doğru olacak. Nasıl bir duygu diyeceksiniz? Daha çok mide bulantısının eşlik ettiği bir iç sıkıntısı.
Eminim kalabalık iş yerlerinde çalışan hemen herkes dedikodudan ve bunun ileri aşaması olan iftiradan nasibini almıştır. Önceleri, yani böyle şeylere ilk maruz kaldığınızda ya da yaşınız gençken duyduklarınız sizin için çok sarsıcı olur. Nasıl böyle bir şey söyleyebilirler hakkımda diyerek kendinizi boş yere paralarsınız. Ben onlara bana bu iftirayı atmaları için ne yaptım diye kendi kendinizi hırpalar ama yine de olanlara bir anlam veremezsiniz. Ancak biraz gün gördükçe, insanları tanımaya başladıkça, insan ilişkileri konusunda uzmanlaştıkça o kişilerin sizin hakkınızda dedikodu yapmaları için sizden kaynaklanan hiçbir sebebin olmasa da olabileceğini çözmeye başlarsınız. Sadece varlığınız bile yeterlidir.
Karşıdakilerin sizi anlattıkları şekilde görmek istediklerini anlarsınız zamanla. Kafalarında bir senaryo canlandırırlar, bilinçaltı gerçekle hayali ayırt edemediği için bir süre sonra kendi söyledikleri yalana kendileri de yürekten inanmaya başlarlar. Bunu onların yüzüne çarpmanızın ise hiç mi hiç faydası olmaz. Çünkü bu sefer de inkar etme mekanizması devreye geçer. Bütün bunların altında, içten içe sizi mutsuz görme arzusu yatmaktadır.
Dedikodu ve iftiranın altından ise hep kıskançlık çıkar. Her insan biraz kıskançtır evet, ama kıskançlığını kontrol altına almayı başarmak zorundadır. Yani içindeki kıskançlık duygusunu yönetebilir; bazıları ise kıskançlık duygusu tarafından yönetilirler. Bu duygu tarafından ele geçirilen insanlar, bulundukları makam, mevki ve itibarlarını unutarak bu konudaki zaaflarını herkesin içinde alenen sergilerler. Bu zaafı göremeyen ve duydukları şeyleri hiç yargılamadan, eleştirel düşünmeden kabul eden insanlar ise bunların bulundukları konumdan etkilenip “Koskaca bilmemne” yalan mı söyleyecek diyerek insanlar hakkındaki iftiralara inanmaya başlarlar. Bu tarz kişilere de “Her duyduğunuza inanmayın!” demenin genelde bir faydası olmaz; çünkü her duyduğuna inanmamak için de insanın ciddi bir tekamül geçirmesi gerekir.
Eskiden olsa yanlış anlaşılmaları gidermek için çaba sarf ederdim; şimdiyse bu tip kişileri yalnızca Allah’a havale ediyor ve aklıma geldikçe enerjimi çalan bu insanlardan özgürleşmeyi seçiyorum.
Adamın biri hayvanat bahçesine gitmiş, orada bir kaplan görmüş ve kaplana aşık olmuş. Sen ne güzel bir kaplansın diyerek kaplanın kafesine kolunu uzatmış ve kaplan adamın kolunu yaralamış. Adamı hastaneye kaldırmışlar, kolunu sarmışlar ve sana bunu yapan kaplanı affetmen lazım, demişler. Adam hastaneden çıkınca tekrar hayvanat bahçesine gitmiş, kaplanın kafesinin önüne gelince kaplana şöyle demiş. “Sen çok güzel bir kaplansın ve ben seni affediyorum.” Adam tekrar kolunu uzatmış ve kaplan yine adamın kolunu kapmış. Üçüncü sefer adam, hayvanat bahçesine gittiğinde kaplanın kafesinin önüne gelmiş ve ona şöyle demiş: “Sen çok güzel bir kaplansın, seni affediyorum; ama bir daha sana kolumu uzatmayacağım.”
Görüldüğü gibi insanları affetmenin size verdikleri negatif enerjileri uzaklaştırmak açısından yine size faydası var. Yoksa ben bu yazıyı yazdım diye birilerinin bundan ders çıkarıp düzeleceğini hiç mi hiç sanmıyorum. Kaplan kaplanlığını yapacaktır sonuçta. Önemli olan sizin elinizi bir daha uzatıp uzatmayacağınız.
Bunu postala: Facebook
999999999
Bunu postala: Twitter
222222222
Baskı ile PrintFriendly
HAYATI KULLANMA KLAVUZU
HAYATI KULLANMA KLAVUZU
DÜNYAYA GELDİĞİNİZDE, YANINIZDA BİR KULLANMA KILAVUZU YOKTU; AMA BU KURALLAR YAŞAMINIZIN DAHA İYİ OLMASINI SAĞLAYABİLİR
.
1. Bir bedende yaşayacaksınız. Bedeninizi sevebilir ya da ondan nefret edebilirsiniz, ama emin olun, bedeniniz yaşamınızın sonuna kadar sahip olacağınız tek şeydir.
2. Dersler alacaksınız. Dünya Gezegeninde Yaşam adında tam zamanlı bir okula devam edeceksiniz.... Buradaki herkes ve her olay Evrensel Öğretmen dir.
3. Hatalar yoktur, sadece dersler vardır. Büyümek, deneysel bir süreçtir. Başarısızlık lar da, Başarı lar kadar bu sürecin bir parçasıdır.
4. Her ders, öğrenilinceye kadar yinelenir. Onu öğreninceye kadar karşınıza değişik biçimlerde çıkar - sonra başka bir derse geçersiniz.
5. Eğer kolay dersleri öğrenmezseniz, zorlaşırlar. Dışarıdaki sorunlar, içsel durumunuzun eksiksiz bir yansımasıdır. İçinizdeki engelleri ortadan kaldırdığınız zaman, dış dünyanız değişir. Acı, evrenin sizin dikkatinizi çekme yöntemidir.
6. Bir dersi öğrendiğinizi, davranışlarınız değiştiği zaman anlarsınız. Bilgelik uygulamadadır. Bir şeyin birazı, çok sayıda hiçbir şeyden iyidir.
7. Orası , burasından daha iyi değildir. Orası , burası olduğunda, burası ndan daha iyi görünen, başka bir orası ortaya çıkar.
8. Diğerleri sizin yansımanızdır. İçinizde bulunan sevdiğiniz ya da nefret ettiğiniz bir şeyi yansıtmadığı sürece, herhangi bir şeyi sevemez ya da ondan nefret edemezsiniz.
9. Yaşamınız sizin elinizdedir. Yaşam size tuali sağlar, resmi siz yaparsınız.Yaşamınızın kontrolünü elinize alın, yoksa bunu başkası yapar.
10. Daima istediklerinize sahip olursunuz. Bilinçaltınız hangi enerjileri, hangi deneyimleri ve hangi insanları yaşamınıza çekeceğinizi en uygun biçimde belirler; bu nedenle, ne istediğinizi bilmenin en kesin yolu, sahip olduklarınıza bakmaktır. Yaşamda kurbanlar yoktur, sadece öğrenciler vardır.
11. Doğru ya da yanlış yoktur, sonuçlar vardır. Ahkam kesmek bir işe yaramaz. Yargılamak kalıpları yerinde tutar. Sadece yapabileceğinizin en iyisini yapın.
12. Yanıtlarınız kendi içinizde yatar. Çocukların başkalarının rehberliğine ihtiyacı vardır; olgunlaştıkça, Ruhun Yasaları nın yazılı olduğu yüreğinize güvenirsiniz. Duyduklarınızdan, okuduklarınızdan ve anlatılanlardan daha fazlasını bilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey bakmak, dinlemek ve güvenmektir.
13. Bütün bunları unutacaksınız.
14. Dilediğiniz zaman anımsayabilirsiniz..
4 Şubat 2012 Cumartesi
GELECEĞİN MESLEKLERİ
Trend belirleyici ''Trends Journal'' dergisi, en hızlı yaygınlaşan ve büyüyen işkollarını belirleyip, geleceğin en popüler 10 mesleğini seçti.
Deneyim Tasarımcısı
Perakende sektöründe çalışan bu yetenekli kişiler özellikle mağazalara gelen müşterilerin etkilenmesi üzerine odaklanıyor. Bunun içine çekici duvar boyalarının kullanılması, pencerelerin doğru yerlere açılması giriyor. Mağazada belli bir atmosfer yaratılarak, satılmak istenen eşyanın müşteri gözünde çekici olması sağlanmaya çalışılıyor.
Tıbbi Araştırmalar
Tıp, senelerden beri en popüler meslekler listesinde ilk sıralarda... İnsan ömrü uzarken, Parkinson ve Alzheimer gibi hastalıklarla savaşmak için gerekli araştırmaları yapanlar ise, tıbbın en popüler isimleri.
Web Tasarımcısı
İnternet üzerinde kendine ait bir sitesi olmayan şirketler artık müşteriler tarafından yeterince ciddiye alınmıyor. O yüzden her şirketin, her organizasyonun kendine ait bir sitesi olması gerekiyor. Bu da web tasarımcılarının gittikçe daha büyük bir öneme sahip olmasını sağlıyor
İnternet Güvenliği
İnternet üzerinde kişisel bilgilerin çok rahat kullanılması yüzünden güvenlik programları, gelecekte bu işle uğraşanlara inanılmaz paralar kazandıracak.
Şehir Planlayıcısı
Nüfusun artması, şehirlerde hayatı zorlaştırıyor. Her türlü etkinliğin ve yerleşim bölgelerinin detaylı planlanmasını sağlamak zorlaşıyor. Bu yüzden dünya çapında birçok şehir yeniden planlanmaya ihtiyaç duyuyor.
Medya Promosyoncusu
Bu mesleği normal halkla ilişkilerle karıştırmamak lazım. Sadece dedikodu, kulaktan dolma bilgilerin yayılmasını sağlamaktan ibaret. Özellikle internet yeni çalışma alanları. Böylece bir ürün piyasaya çıkmadan bile genel tüketici tarafından tanınmış oluyor.
Yetenek Avcıları
Eğlence dünyasının ihtiyacı olan yeni yüzleri ortaya çıkarmak... Bu iş basit görünmesine rağmen birçok neslin eğlence kültürünün ve tüketim eğiliminin şekillenmesini de sağlıyor.
Satın Alma Ajanları
Özellikle büyük mağazaların nelere ihtiyacı olduğunu, hangi ürünlere raflarında yer vermesi gerektiğini, hangi ürünlerin yeterince müşteri bulamayacağını belirleyen kişiler...
Sanat Yönetmenleri
Işık, boya, kamera... Tüm bunları yönetebilen. Hem sanatçı bir kişilik hem de popüler kültüre eğilim gerektiriyor.
Haber Analistleri
İnternet muhabirler için yeni bir çalışma alanını da ortaya çıkardı. İnternet üzerinde yeni tartışma alanları, haber merkezleri kuruldu.
Kriz ve Fırsat Ortamında Kafaları resetlemek lazım
Başlama vuruşu Lehman Brothers´la
2008’de tüm dünyanın krize girdiği, kriz lafının ağzımıza pelesenk olduğu, ruhumuzda depresyon
katsayısının arttığı dönemin resmi başlama vuruşu; Lehman Brothers’ın iflası ve 25 bin kişinin bir
gecede işsiz kalması oldu.
Onu diğer büyük finans kuruluşlarının ve sonra da başka sektör devlerinin binlerce kişiyi işten
çıkarması izledi. Orta ve küçük ölçekteki, özellikle sanayi sektöründe faaliyet gösterenler ise zaten
peş peşe gitti…
Global finansal kriz 2008’de Amerika’da patladı ve hızla tüm dünyaya yayıldı
2009’da işsizlik dünyanın en önemli ‘’ortak’’ sorunu haline geldi. Krizin günah keçisi olarak ‘’finans
sektörünün türev piyasalarda yaptığı oyunlar ve bu sektörün parlak liderleri’’ ilan edildi.
Kriz tescillendi, kabul edildi. 2009’da teğet geçiyor, U yapıyor W gibi görünüyor, L’ye benziyor, I gibi
çakılıyor derken, onunla ve ona rağmen yaşamaya neredeyse alışıldı.
Yaklaşık iki yıl süren kurtarma operasyonları, çare arayışları pek işe yaramadı. Ne ABD’de ne de diğer
ülkelerde, ekonomiye can suyu olmanın ötesinde ivme kazandırılamadı, istihdam yaratılamadı.
Yeni işe alımlara dair sürdürülebilir modeller üretilemedi. Evlerdeki ocaklar söndü, yüreklerdeki ateş
iyice harlandı, güçlendi. Hemen her ailede en az bir kişi işini kaybetti ya da potansiyel işsizlik korkusu
ile kıvranmaya başladı. Her dört kişiden biri iş arar hale geldi.
Kriz sonrası...
‘’Tamam, bu seferki öncekilere hiç benzemeyen çapta, şekilde ve derinlikte bir kriz, ama ohhooo!!!
dünya ne krizler gördü, hepsinden de çıktı, bundan da çıkacak, sabırlı olmak lazım’’ ya da
‘’ Her kriz fırsattır, şimdi bak ne fırsatlar çıkacak, onları kollayalım, yakalayalım’’
diyerek, büyük vole vurmaya ya da ağabeylerin istihdam yaratacak çareler bulacağına inançla, çaresiz
ve huzursuz bir bekleme durumunda. Çoğunluk, krizden ne zaman çıkılır tahminlerini kaçırmamaya çalışarak yaşamaya devam etmeyi benimsedi...
Topun ağzındakiler; Beyaz yakalılar!
İşini kaybedenler arasında maddi, manevi en büyük hasarı alanlar; üst ve orta gelir grubu, kurumsal
şirketlerde çalışan profesyoneller oldu. Bundan sonraki süreçte de ve üstelik artarak onlar olacak.
Çünkü bu kesim oldukça borçlu, ayrıca statü ve maaşa bağımlı bir yaşam kurgusuna sahip.
Ekonominin ve hayatın yükünü aslında onlar taşıyor.
Daha düşük seviyelerdeki çalışanların ise
Borçluluk, yatırım miktarları çok daha az, beklentileri mütevazı, işsizlik sigortası imkanlarına yakınlar
ve ufak rakamlara dudak bükmüyorlar, yerel belediyelerin, STK ların geçim destek imkanlarından
(kömür vs.) yüksünmüyorlar. Bu yüzden, onlar zaten eskiden de pek parlak durumda olmadıklarından
kayıpların etkisi bu kesimlerde daha uzun döneme yayılarak hissedilecek görünüyor.
Bu nedenle tam anlamı ile topun ağzında olan beyaz yakalıların ekonomiye katma değer sağlayan
işler edinmeleri, gelecekteki her türlü gelişme ve huzurumuz için en kritik faktör.
Şunu demek istiyorum; örneğin, tekstil sektöründe 200,000 kişi işini kaybettiğinde hafif bir
dalgalanma olurken, aynı rakamın bankacılık veya beyaz yakalı sektörlerde olması halinde satın alma
gücündeki müthiş azalma, ortalığı darmadağın eder.
Peki o zaman; Neler oluyor, olacak? Neler yapılmalı ?
‘’Yanlış soruya, doğru cevap bulamayacağımız’’ gerçeğinden hareketle; ‘’istihdam nasıl artar?’’
demeden önce, ‘’istihdam neden sorun oldu, bu sorun nasıl çözülür?’’ dememiz lazım.
Neler değişti, değişecek? Yaka renkleri ne anlama gelecek?
Bir kere bu olan bitenin kriz değil, bir evrim ve uzun sürecek dönüşüm çağının trübülansı olduğunu
algılamak gerekiyor. Çalkantıyı, ‘’finansal kriz nedeniyle dar boğaza girildi, onun için şimdilik iş
olanakları daraldı, ama kriz geçince yine her şey düzelecek’’ zannetmek ya da böyle düşünmenin
kolaycılığına kaçmak büyük hata, yanılgı olur. Yaşananlar ve daha da yaşanacaklar çok büyük bir çağ
değişiminin doğal gerçekleridir. Dijital-Bilgi çağının, Siberbasyon-Akıl-Zeka çağı ile yer
değiştirmesinden oluşan gerginliğin sonuçlarıdır.
Hatırlayalım; tarımdan sanayiye geçerken, mavi gömlekli sanayi çağı işçileri, tarım çalışanlarının yerini
almıştı ve çiftçilerin çoğu yeni yetkinliklerle fabrika emekçilerine, tüccarlara, şehir insanlarına
dönüşmüştü. Sanayiden, sanayi sonrası bilgi toplumuna dönüşürken de beyaz yakalı ofis, kurumsal
alan çalışanları, üretim, montaj makineleri ve teknoloji; mavi yakalıların yerini almış, onları fabrikaların
dışına taşımıştı. Tüm bu yer değiştirmelerde yeni düzeneklere adapte olamayanlar, yetkinliklerini
geliştiremeyenler istihdam piyasasının dışında kalmıştı.
Şimdi de aynısı oluyor, üstelik bu durum daha da hızlanıp, etkisi daha da büyüyerek gelişecek. Çünkü
bu seferki yer değiştirme sadece insanlar ve yaka renkleri arasında değil; tarım işçileri, mavi gömlekli
emekçiler, beyaz yakalı çalışanlar ve robotlar, akıllı sistemler arasında olacak. Nano teknoloji ve
genetik gelişmeler; bugün insan çalışmasını gerektiren, kol-bilek gücü, alın-akıl teri gerektiren tüm
işleri robotik, akıllı sistemler ve yazılımlarla yapılır hale getirecek, getiriyor.
Artık tek bir yerden ücret alarak, maaşlı çalışmak out! Halen olanlar doyurmuyor, olsa da sürekliliği
garanti değil, olmayanlar ise zaten yok!
Bundan sonra; ‘’iş çeşitliliğini arttırmak’’, ‘’yeni alan, konu, kendi işini yaratmak’’ para kazandıracak.
Bir konuda uzman olan, fark ve benzersiz değer üreten; bunu, tek bir yere ücretle vermeyecek de pek
çok yere esnek zamanlı, kontratlı, proje bazlı, saatlik, günlük, aylık, yıllık, dönemsel vbg modellerle
satacak.
Ev ofis, ortak ofis, geçici ofis, sanal ofis, her-yer ofis, Sturbucks, kısacası elveda ofis denecek ve yeni
çalışma mekanları, beynimizin içi, yüreğimizin derinlikleri, buluşçuluk kapasitemiz olacak.
Kısacası şimdi artık, küçük, bireysel girişimcilik, ekmeğini taştan değil ama internetten ve hizmet
sektöründen çıkarmak zamanı.
Bunları yaparken de gelişmiş teknoloji algısı, bilgisi, kullanım düzeyi, İngilizce, yaratıcılık, projecilik,
gözlemcilik, sürdürülebilir, rasyonel iş bitiricilik şart!
Bu şartlar aslında ister kendi işinizi yaratın, isterseniz de hala kurumsal alanlarda kalabilen, kalmak
isteyenlerden olun, gelecekte başarının tartışma kabul etmeyen zorunlulukları.
Meşhur İş Bankası reklamını ve şubesiz bankacılığı teşvik eden tüm mesajşaroiyi analiz edin...
Bir ATM şubesi; ´´insanlı şubelerle nasıl aşık attığını, en az onlar kadar hatta onlardan daha verimli
çalıştığını anlatıyor´´. Arçeliğin Çeliği, Vestel’in Robotu evimizin sevimli, becerikli çocukları gibi algılanır
oldu. Ya cep telefonlarının hallettikleri? Bunlar birer reklam olmanın ötesinde, bangır bangır ve hızla
gelen yenidünyanın, geleceğin iş, para kazanma düzeneklerinin en somut ve tartışılmaz işaretleri...
Tüm bu işaretlerdeki robotlar, akıllı sistemler; ´´yanınızda yer açın veya siz çıkın gidin biz geliyoruz´´ diyor...
Nereye gideceksiniz? Ne yapacaksınız? Kendinizi hali hazırdaki işinizde veya dışarda hala talep edilen, bir değer
ifade eden hale nasıl dönüştürecek, gelişeceksiniz?
İster bir kurumda çalışın, ister iş arayın bir an önce bu gerçeklere göre kendinize yeni vizyonlar
oluşturup, gelecek planlarınızı yapın. Kendi kişisel senaryolarınız üzerinde çalışın ve tıpkı iş projesi
yapar gibi kendi yaşam projenizi oluşturmalısınız.
Vakit kaybetmeden... Daha vakit var, elle gelen düğün bayram demeden...
İşte gelecekte her kapıyı açacak temel mottonuz;
Paralel kariyer, yeni kariyer, ömür boyu kariyer geliştirerek, ticatlarımla, ticanet yaparak, glocalization
prensipleriyle, webolution geçirerek, sürekli öğrenerek, mültidisipliner düşünerek, sosyal ağ üyesi bir
türetici olarak faaliyetlerime devam edecek, parlayacağım…
Yukarıdaki cümlenin Türkçe meali;
Klasik iş tariflerine bel bağlamayıp;
kendimi, hayat amaçlarımı, yetkinliklerimi, gelecek trendlerini iyi analiz ederek,
ne işe yarayıp, ne değer üretebileceğimi belirleyecek ve
bu alan için hali hazırda bir işim olsa bile
sistemli ve disiplinli bir şekilde geleceğimi hazırlayacak,
değişip, dönüşerek,
gelecekte geçer akçe olacak faaliyetler, buluşlar geliştireceğim.
Bu çabalarımıı ve buluşlarımı
yerel-küresel ihtiyaçları göz önüne alarak,
internet üzerinden, web tabanlı iş modelleri ile geliştirecek,
her alanı göz önüne alarak,
kendim gibi olanlara ve daha büyük yapılara satacak,
değer ve para kazanıp, kazandıklarımı paylaşacağım.
Tüm bu gelişmelerle Gelecekle Gelecekler;
- Her alanda servis, hizmet sektörü gelişecek. Servis hizmetleri kişiselleşecek. Kişisel koçluk ve
asistanlık artacak.
- Her alanda, free lance, saate, sayfaya, projeye, döneme vs. dayalı parçalı, esnek zamanlı, hizmetler,
danışmanlıklar çoğalacak.
- Birden fazla konuda, birden fazla şirkete, kişiye hizmetini, becerisini istediği kadar, istediği zaman,
istediği yerden kiralamak, satmak normal ve bağımsız danışmanlık daha çok tercih edilen olacak.
- Kişisel marka olmak, belirli alanlarda uzman, en iyi bilen olarak isim yapmak daha da önem
kazanacak.
- Elli yaş üstü danışman, yarı zamanlı, kontratlı olarak artan oranda iş hayatına katılacak
- Emeklilik kavramı ortadan kalkacak. Herkes, her yaşta becerisiyle uyumlu her alanda iş yapabilecek.
İnsanlar isterlerse ömür boyu çalışıp, eğitim alabilecekler
- Şirketlerin merkezi satış departmanları küçülecek. Saha satışları bağımsız bireysel doğrudan
pazarlamacılarla network marketing modelleri ile yapılacak. Her türlü ürün ve servis bu yolla satılacak.
- Vasıfsız ya da düşük vasıftaki işçiler (gömleksiz kalanlar) işsizlik sigortaları, filantropi kuruluşlarının
fonları ile yaşarken, onların yaptıkları işlere dahi sıradan üniversite mezunu işçiler geçecek.
- Bilinen, klasik sanayi işletmeleri dünya devleri tarafından alınacak, orta ölçekte, yerel sanayici olarak
devam etmek mümkün olmayacak.
- Küçük Yerel Kişisel işler, hizmetler, değerler önem kazanacak, örgütlenecek. Bunlar devasa dünya
şirketlerine kontratlı, fason işler yapacaklar
- Kadınlar iş piyasalarındaki etkinliklerini arttıracaklar. Kadınların bilime, teknolojiye ilgisi, bu alanlara katkıları, başarıları artacak.
- Teknoloji ve İngilizce öğreten işler, alanlar gelişecek
- Her yerden iş yapılabileceği için bedensel engellilerin iş hayatına katılımında da bir artış gerçekleşecek.
- Üniversitede çift dal kaçınılmaz olacak. Psikoloji ve ya Hukuk her meslek için olmazsa olmaz alanlar
haline gelecek.
- Kişisel girişimcilik artacak, herkesin fatura kesebileceği bir vergi numarası olacak.
- Sanal Bulunma ( Presence) diye bir kavram gelişecek. Aynı anda 3 boyutlu olarak bir kaç yerde birden
bulunmak mümkün olacak.
- Eğitim modelleri değişecek. “Yeni Eğitim Uzmanları” oluşacak. Internet üzerinden özel ders verme
yaygınlaşacak.
Geleceğin en gözde meslekleri;
Internet Pazarlama Uzmanları, Horizon Scanner’lar, Fütürist Danışmanlar, Yönetici Menejerliği, Koçluk,
Anti Terör Uzmanları, Güvenlik tasarımcıları, Mahremiyet koruyucuları, İş Terapistleri, Network
Uzmanları, Web Uzmanları, Sürdürülebilir İş Modeli Uzmanları, Sağlık Karantinacıları, Biyoloji ve Gen
Uzmanları, Her Alanda Kişisel, Özgün Hizmet Sağlayıcılığı, İçerik Yaratıcılar, Matematikçiler –
Simülasyoncular – Senaryo Tasarımcıları, Holografikerler, Rüya Gerçekleştiriciler, Tasarım Guruları,
Enerji ve Kaynak Müfettişleri, Ekomanüpülatif Çiftçiler ve Balıkçılar, Akreditasyon Uzmanları, Bu Yeni
Alanlara Adapte Olmuş Hukukçular, Neuro Science Uzmanları, Meditasyon Üstadları, Taşeron- Fason
Yöneticiliği,
Yeni çağın en önemli sorunu; Çoklu Nesil Çatışması
Son olarak çalışma ortamlarıyla ilgili de birkaç şey söylemek gerekirse, bu açıdan vurgu yapmak
istediğim konu; ‘’Çoklu, Farklı Nesil Yönetimi, kuşak çatışması’’ olacak.
Hali hazırda ve yakın gelecekte çalışma ortamlarının en önemli konusu ve sorununu kuşak çatışması
olarak görüyorum.
İş yerlerindeki mutsuzluk ve verimsizliğe neden olan en temel problemlerden biri;
‘‘Nesiller arası farkın yönetilememesi ve farklı yaş guruplarının birbirine acımasız davranması’’.
‘’Ast-üst çatışması var, ilişkiler sorunlu’’ diye algılanan pek çok sıkıntının altında, üç neslin bir arada
(BB, X, Y), ortak amaç için, ekip olarak iş çıkarmaya çalışması yatıyor.
Özellikle bugünün ‘’kurumsal’’ denen iş ortamlarında nesiller arası yetişme tarzları, ortamları
nedeniyle, algı, yöntem, uygulama, iletişim farklılıklarından kaynaklanan problemler çok yoğun
yaşanıyor.
Devrimlere uyum yıllarını, demokrat partinin kuruluşunu, Natoya girişi, 61 ithilalini, aya ayak basmayı
yaşamış, işine ve eşine sadık olmayı öğrenmiş Baby Boomer kuşağı,
Cinsel özgürlük, televizyonun girişi, magazin, mizah ve kadın dergilerinin gelişmesi, batıya yönelme,
anarşik olaylar gibi belirleyici gelişmelerle büyümüş, optimist X nesli ile
80 ihtilalini, İithalatta patlamayı, yeni teknolojilerle, bilgisayara geçişi, internetle tanışmayı, TV nin
her şeye hakim olduğu yılları, hızlı üretim, tüketim ve keskin rekabeti, kürselleşmeyi yaşayan Y
neslinin birbirini anlaması çok da kolay olmuyor.
Ve bence herkes Y Nesline fazla yükleniyor ve çok fazla beklenti altında eziyor.
Y’leri iş hayatından, yaşamdan iyice soğutmadan bir hal çaresi bulmak BB ve X’lerin en önemli
sorumluluğudur diye düşünüyorum.
3 Şubat 2012 Cuma
Kandiliniz Kutlu Olsun ..
Butun Islam aleminin Mevlid kandili kutlar hayirlara vesile olmasini dilerim . Allah hakkimizda herseyin hayirlisini nasip etsin
2 Şubat 2012 Perşembe
hayat
İyi ol fakat çok iyi olma.
Birazcık huysuz ol fakat çok değil.
İçinden geliyorsa dua et.
Etrafındakilere mümkün olduğunca dostça davran, müşfik ol.
Eğer bir gün kötü davranmanı gerektirecek bir durum karşısında kalırsan; bağır, çağır, kır, dök ve unut!
Her zaman ve her yerde eline geçen bütün saadeti yakala, en ufak bir parçanın bile kaçmasına izin verme.
Yaşa her şeyden önce yaşa ve sırf tesadüfen bu dünyaya gelmiş olduğun için, laf olsun diye günlerini geçirme.
Eğer gerçek aşkı tanıyacak kadar şanslıysan; bütün kalbin, ruhun ve bedeninle sev!
Hayatını o şekilde yaşa ki; her an kendi elini sıkabilesin ve her gün faydalı olan, hiç olmazsa bir şey yap ki; gecelerin yaklaşırken örtüleri üzerine çekip kendi kendine “ben elimden geleni yaptım” diyebilesin.
Düşüncelerin neyse hayatın da odur.
Hayatın gidişini değiştirmek istiyorsan düşüncelerini değiştir.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
















