Blog Listem

19 Nisan 2012 Perşembe

İlet: 2B Kanunu Kabul Edildi


2B Kanunu Kabul Edildi
Orman niteliğini yitirmiş arazilerin satışına ilişkin 2-B tasarısı dün gece geç saatlerde Meclis'te kabul edilerek yasalaştı .
Ancak, AK Parti'nin son dakika değişiklik önergesiyle 2-B arazilerinin satış bedeli arttırıldı . Rayiç bedelin yüzde 50'si olan satış bedeli yüzde 70'e çıkarılırken, 10 eşit taksit halinde 5 yıla yayılan ödeme süresi de belediye ve mücavir alanlarda 3 yıla yayılan 6, bunların dışındaki alanlarda da 4 yıla yayılan 8 eşit taksite indirildi . Faizsiz olacak ödemelere yüzde 20'lik peşin indirimi getirilirken, en az yarısının ödenmesi halinde de yüzde 10 indirim uygulanacak . Vakıflara pay Yasada yapılan bir başka değişiklikle de, 2-B satışından elde edilecek gelirin yüzde 3'ünü geçmemek koşuluyla Bakanlar Kurulu'nca belirlenecek bir miktar Vakıflar Genel Müdürlüğüne aktarılması sağlandı . Konya ve Adana'da TİGEM arazilerini kullananlara, geçmişe dönük kullanım bedelini ödemek koşuluyla bu arazilere sahip olma olanağı getirilirken, Denizli Beyağaç ve Kale ilçelerine bağlı beş köyde, Osmanlı hanedan mensubu arazisi diye geçmişte yanlışlıkla Hazine'ye devredilen arazilerin hak sahibi köylülere satışının da yolu açıldı . 2-B'lerin satış bedelinin yükseltilmesine sert tepki veren muhalefet ise, "Bu bedelleri orman köylüsü ödeyemez, 2-B'den kan çıkar" dedi ve orman köylüsüne karşılıksız verilmesini önerdi . Bizde 2-B arazisi yok Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, muhalefetin eleştirileri üzerine "Başbakanın, benim ya da yakınlarımın 2-B arazisi yok" dedi . Eroğlu "Ormanların tapusu olsaydı 2-B meselesi olmayacaktı . 2014 sonuna kadar ormanların tamamının tapusunun alınması talimatını verdim" dedi . 2-B kapsamında satılacak arazinin 316 . 8 bin hektar olduğu, Hükümetin satıştan en az 20 milyar lira gelir beklediği bu arazilerin boyutu da Singapur'un 4 . 5, Malta'nın ise 10 katı büyüklüğünde
Bu e-posta, Turkcell BlackBerry ile gönderilmiştir.

12 Nisan 2012 Perşembe

Hipertansiyon Hakkında Bilmeniz Gerekenler !

KAN BASINCI NEDİR
YÜKSEK OLUNCA NE OLUR?
Organlarımızın canlılığını sürdürmesi için gereken besin maddeleri ve oksijen kan aracılığıyla ta-
şınır. Kanın damarlar içinde hareket etmesi için gereken itici gücü ise bir pompa gibi çalışan kalp sağ-
lar. Kanın akışı esnasında damar duvarlarında oluş-
turduğu basınca kan basıncı denir. Kalbin kasılmasıyla birlikte bu basınç en yüksek değerine ulaşır.
Halk arasında büyük tansiyon olarak da adlandırı-
lan bu değere sistolik kan basıncı denir. Kalbin kasılması bitip de istirahat dönemine geçmesiyle kan
basıncı en düşük değerine iner ki buna da küçük tansiyon denir.
Kan basıncı ölçülürken hem sistolik hem de diastolik deger ölçülür ve her ikisi de birbiri ardı sıra
yazılır. Örneğin 120/80 mmhg olarak belirtilmiş bir
ifadede 120 değeri sistolik kan basıncını, yani kalbin kasılmasıyla birlikte damar duvarlarında oluşan
maksimal basıncı ifade ederken, 80 değeri kalbin istirahatı esnasında kanın damar duvarına yaptığı basıncı ifade eder.
Kan basıncı son derece dinamik bir parametredir.
Kişinin duygusal aktivitesine göre değişkenlik gösterir. Örneğin otobüse yetişmek için koşan bir şahısta kan basıncı yüksekken, gece uyuyan bir şahısta
düşük olabilir.
 Bazı insanlarda ise kan basıncı sürekli olarak
normal değerin üzerindedir. Bu kişilerde kan normalden daha yüksek bir basınçla damar duvarına
etki eder. Eğer tedavi edilmezse yüksek kan basıncı
bazı tehlikeleri beraberinde getirir.
Hipertansiyonun zararları şunlardır;
-Damar sertliği
-Kalp krizi
-Kalp yetmezliği,
-Böbrek hasarı,
-Beyin kanaması,
-Göz hasarı.
KİMLER RİSK ALTINDADIR?
Hipertansiyon herkeste görülebilecek bir rahatsızlıktır. Ancak bazı kimselerde daha sık ve şiddetli olarak karşımıza çıkar. Amerika birleşik
devletleri’nde yapılan araştırmalarda zenci nüfusun
beyazlara göre hipertansiyonla daha erken  yaşlarda tanıştığı ve ilerleyen yıllarda beyazlara göre daha
ciddi problemlerle karşılaştığı görülmüştür.
Orta yaş grubunda hipertansiyon erkeklerde daha
sık görülürken, yaşlanmayla beraber bu durum tersine döner. Özellikle menopoz sonrası dönemde hipertansiyon bayanlarda, aynı yaş grubu erkeklere
göre ciddi bir problem teşkil eder. Yaşlanmayla beraber gerek erkek gerek  kadın nüfus içinde hipertansiyon görülme sıklığı giderek artar.
Amerika Birleşik Devletleri’nde 65 yaş üstü nü-
fusun yarısından fazlası hipertansiyon sorunuyla
karşı karşıyadır.
Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, hipertansiyon sanayileşmiş toplumlarda yoğun stres altında
çalışan kimselerde daha sık görülmektedir.
Hipertansiyon gelişiminde bir diğer önemli unsurda kalıtımdır. Eğer aile büyükleriniz içinde hipertansiyon sorunu olan varsa sizde de olma ihtimali yüksektir.
Hipertansiyon özellikle ileri yaş erişkinlerinin
sorunu olmakla birlikte, daha genç yaşlarda başlayan hipertansiyon aynı zamanda daha erken gelişen
komplikasyonlar demektir.
Kendinizi tamamen sağlıklı hissetseniz dahi, kan
basıncınızı mutlaka ölçtürünüz. Unutmayınız ki, hipertansiyon hiçbir belirti vermeden yıllarca devam
edebilir

EPİKTETOS’UN DÜŞÜNCELERİ

Ben mutlu ve dopdolu bir yaşam nasıl yaşayabilirim? Ben iyi bir kişi nasıl olabilirim?
Bu iki soruya yanıt bulabilmek, Epiktetos’un tutkusuydu. Bu etkin bilge, MS 50’ye doğru Frigya,
Pamukkale’de, Roma İmparatorluğunun topraklarında dünyaya gelmişti.
Aşağıda belirtilen kaynaklar incelendiğinde,
Epiktetos bir filozof olmaktan çok bir bilge kişi olarak görünür; eşdeyişiyle doğanın ve Tanrı’nın yasalarına uygun davranmaya, içsel yüceliği, arılığı yakalamaya çalışan bir insan olarak...
Epiktetos için mutlu bir yaşam, erdemli bir ya-
şamla bir ve aynı şeydir. Mutlu olmak ve yaşamı
dolu dolu yaşamak “doğru şeyler yapmanın” doğal
sonuçlarıdır.
Onun “İyi bir yaşam” reçetesi başlıca üç tema
üzerine kuruluydu: arzularınızın efendisi olun, gö-
revlerinizi yerine getirin, kendiniz ve büyük insanlık topluluğu içindeki ilişkileriniz üzerine açık seçik
düşünmeyi öğrenin.
Gençken, gelecek vaat ettiği için Neron’un yönetici sekreteri tarafından Roma’ya getirildi. Ünlü filozofların en çoşkulu öğrencisi oldu ve köleliği kaldırıldı. MS 94 yılına kadar Roma’da öğretmenlik
yaptı. Zamanın Roma İmparatoru, Filozofların etkilerinin büyümesinden endişeye kapılarak bütün bilgelerle birlikte onu da sürgüne gönderdi. Epiktetos,
yaşamının geri kalan kısmını Yunanistan’ın kuzeybatı sahilindeki Nikopolis’te sürgünde geçirdi. Orada bir felsefe okulu kurdu ve günlerini “nasıl daha
şerefli ve sakin yaşanabileceği” üzerine dersler vererek geçirdi. Onun ünlü öğrencileri arasında, sonunda Roma İmparatorluğu’nun hükümdarı olan
Marcus Aurelius Antonius da vardı. Epiktetos MS
130’a doğru Nikopolis’te öldü.
Antik kültürün süslerinden arındılırdığında,  esrarengiz bir şekilde “çağdaş yaşama” uygunluk taşı-
yan öğretilerinin  bir kısmını okurlarımızı düşündürmesi dileğiyle saygı ile aşağıya sunuyorum.
İÇSEL    HUZUR     İYİ     BİR  YAŞAMIN
KAPISINI  AÇAR
Daha yüksek bir yaşamın en emin işareti huzurdur. Ahlaki gelişim, insanın içindeki heyecan ve sı-
kıntı durumundan özgürleşmesiyle gerçekleşir. Şuna
buna sinirlenmeye bir son verebilirsiniz.
Daha yüksek bir yaşamı arıyorsanız, şu şekildeki
bencil düşünme kalıplarından sakınmalısınız: “Eğer
daha fazla çalışmazsam, iyi bir yaşam kuramıyaca-
ğım kendime, kimse beni tanımayacak, bir “hiç kimse” olacağım” ya da “Eğer emrim altında çalışanları
eleştirmezsem benim iyi niyetimi istismar ederler.”
Üzüntü ve korku ile engellenmemiş bir yaşam sü-
rerek açlıktan ölmek; endişe, şiddetli korku, şüphe
ve dizginlenemeyen tutkularla birlikte yaşanan zengin bir yaşamdan çok daha iyidir.
Kendinizin efendisi olmak için bir program yapın
ve uygulamaya, alçak gönüllü bir şekilde, canınızı
sıkan şeylerle başlayın.
Çocuğunuz bir şey mi döktü? Para cüzdanınızı
yanlış bir yere mi koydunuz? Kendinize şunları söyleyin: “Rahatsız edici bir sorunun sakin bir şekilde
üstesinden gelmek, benim içsel huzurum için ödedi-
ğim bedeldir. Kaygı ve endişelerden özgür kalmam
için ödediğim şeydir; işe yaramaz bir şey için de-
ğil.”
Çocuğunuzu çağırdığınız zaman, onun size istediğiniz yanıtı vermemesine hazırlıklı olun, istediğiniz şeyi yapmayabilir. Bu şartlar altında, sinirlenmeniz çocuğunuza yardımcı olmayacaktır. Size sorun
yaratmak, çocuğunuzun güç alanı içinde değildir.
FAYDALANILAN KAYNAKLAR
İçsel huzur, iyi yaşamın kapısını çalar
Epiktetos
Düşünceler ve sohbetler

10 Nisan 2012 Salı

7 Nisan 2012 Cumartesi

Terketmeyin !


Sems' ten

Her insan acık bir kitaptır ozunde.Okunmayı bekler.Her birimiz yuruyen,nefes alan kitabız aslında,yeterki ozumuzu bilelim.Ister dusmus ol,ister itibarli,ister fahise,ister bedbaht Allah I bulma arzusu hepimizin kalbinin derinliklerinde saklıdır.Dogdugumuzdan beri ask cevherini icimizde tasiriz.Orada durur kesfedilmeyi bekler E.Safak Ask Romanindan
Bu e-posta, Turkcell BlackBerry ile gönderilmiştir.

6 Nisan 2012 Cuma

HD Doğal Yaşam


4 Nisan 2012 Çarşamba

Zaman Yönetimi !

Zaman aslında herkes için sabittir, diğer bir deyişle herkes için günde 24, haftada 168 saat vardır. Ancak benzer koşullarda yaşayan ve çalışanların üretimleri bireysel yeteneklerden de kaynaklanan farklılıklar gösterir. Bu farkı yaratan etkenlerden biri de zamanın nasıl kullanıldığıdır. Zaman yönetimi, zamanı akılcı kullanarak daha verimli sonuçlar elde edilmesini sağlar. Günümüz koşullarında gündelik yaşamın gereklerini yerine getirmek zamana karşı gerçekleştirilen bir uğraş halini almıştır. Bu yüzden zamanı iyi değerlendirmeyi öğrenmek herkes için stresi azaltacak, yararlı bir beceridir. Zaman yönetimi için yapılması gereken ilk şey zamanın nasıl geçirildiğini belirlemektir. Herkesin yaşamında sabit olan uyku, yemek yemek, kişisel temizlik ve bakım, ulaşım gibi zorunlu işler için harcanan zaman çıkarıldıktan sonra kalan süre için planlama yapılabilir. Plan yaparken dürüst ve gerçekçi olmalı, görevlerin yanı sıra sosyal aktiviteler ve egzersiz için de zaman ayırmalıdır. Uzun ve kısa vadeli hedef ve öncelikleri belirlemek, hedefler için eylem planı yapmak, bunları gerçekleştirmek için yapılacak işler listesi hazırlamak, mükemmelliyetçiliği bırakmak, öncelikleri belirleyebilmek, hayır diyebilmek, aynı zaman dilimine birkaç işi sıkıştırmak (örneğin işe ya da okula giderken veya bir şeyler beklerken kitap okumak, yemek hazırlarken ya da banyo yaparken önceden kaydedilmiş ders notlarını kasetten dinlemek gibi) bu konuda ana başlıklardır. Televizyona veya alışverişe dalmak, telefonda sohbet etmek en önemli zaman çalıcılardandır. Habersiz gelen ziyaretçiler ve kazalar (bilgisayarınızın çökmesi ya da virüs bulaşması, elektriklerin kesilmesi, bitmiş ödevin üzerine çay dökülmesi, bir işi yapmak için gerekli malzemelerin tümüne sahip olunmadığının son anda fark edilmesi gibi) özellikle belli bir tarihte bitmiş olması gereken işlerin planlanmasında önceden hesaplanmazsa “zaman yönetimi felaketleri”ne dönüşebilir. Bitmeyen sohbetleri kesmek, davetsiz misafirleri bertaraf etmek için kendinize uygun bir çözümü önceden hazır tutun. Süreli işlerinizi bitirmek için vakti hesaplarken son günleri, saatleri ve saniyeleri hesap dışı bırakın. Gerekiyorsa size zamanı hatırlatmak için çalar saat kullanın ve bir iş için ayırdığınız zamanda gerçekten o işi yapmakta olduğunuzdan emin olun.

ALTIN KURALLAR

ALTIN KURALLAR

1-Ucuz araba kullan ama, alabileceğin en güzel evi al.

2-Her zaman ve her ortamda anlatabileceğin üç fıkra öğren.

3-Sevinçlerini sakın erteleme.

4-Eşini çok iyi seç. Çünkü bu seçim mutluluğunun veya bedbahtlığını %90’ını oluşturur.

5-Hergün 30 dakika yürüyüş yap.

6-Her yemekten sonra şükret.

7-Bir arkadaşına sırrını açıklamadan önce iki kere düşün.

8-maaş çekini imzalayan kişileri asla eleştirme.

9-Kaybedecek şeyi olmayan insanlardan kork.

10-Gözünün önünde hep güzel şeyler bulundur.

11-Çocukların, gelenek sözcüğünü duyduklarında seni hatırlayacak şekilde yaşa.

12-Dinine ait kitabı tam anlamıyla okumak için kendine bir yıl süre tanı.
13-Biri seni kucakladığında ilk bırakan sen olma.

14-Hergün 6 bardak su içmeyi unutma..

15-seni seven insanları koru..

16-Zor da olsa ailenle tatil yapmak için her şeyi dene. Bu tatildeki anılar, hayatındaki en değerli anılardan biri olacak.

17-Kendine yapılmasını istemediğin hiçbirşeyi başkalarına yapma.

18-Başarıya, iç huzura kavuştuğun, sağlıklı olduğun ve sevildiğin zamanı değerlendir.

19-İyi ve başarılı bir evliliğin iki şeye bağlı olduğunu unutma:
a) Doğru insanı bulmak
b) Doğru insan olmak.

20-Ebeveynlerini, eşini ve çocuklarını eleştirmek istediğin zaman dilini ısır.

21-Evliliğini güzelleştirmek için hergün bir şeyler yap.

22-iyilik dolu bir sözü ve iyiliğin etkisini asla küçümseme.

SON SÖZ..
Hayatınızdaki kötü olayları düşünerek vakit kaybetmeyin; Yoksa güzellikleri görmekte gecikebilirsiniz….”

31 Mart 2012 Cumartesi

Önümüzdeki 5 Yılda Türkiye'de Girişimcilik Patlaması Yaşanacak


Önümüzdeki 5 Yılda Türkiye'de Girişimcilik Patlaması Yaşanacak


Business Week Yazarı Scott Kirsner’e göre dünyanın farklı yerlerindeki uluslararası yatırımcıların da artık Türkiye’yle daha çok ilgilendiğini söyledi. Scott Kirsner Türkiye’de girişimciliğin daha çok gelişeceğini belirterek, ”Türkiye’de önümüzdeki 5 yıl içinde bir girişimcilik patlaması yaşanacak” dedi.



Kirsner, ABD Dışişleri Bakanlığı ile Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfınca (TEPAV) düzenlenen ”Girişimcilik Haberlerinin Yaygınlaştırılması” toplantısında Türk gazetecilerle bir araya geldi.

Küresel Girişimcilik Programı’nın etkinlikleri kapsamında, İstanbul’daki TOBB binasında gerçekleştirilen toplantıda konuşan Amerikalı gazeteci, medyanın, küçük girişimcilerin haberlerine yer vermesinin girişimciliğin yaygınlaştırılması ve desteklenmesine önemli katkılar sağladığını söyledi.

Kirsner, 12 yıldır girişimcilik haberleri yaptığını ve Boston Globe’da da ”İnovasyon Ekonomisi” başlıklı yazılar yazdığını anlattı. Okurların büyük şirketlerin birbirine benzer haberlerinden sıkılabildiğini ifade eden Kirsner, ancak küçük girişimcilerin daha önce duyulmamış ilginç haberlerinin yatırımcıların ve okurların daha çok dikkatini çektiğini dile getirdi.

Kirsner, ”Okuyucular, aynı şirketlerden benzer haberleri tekrar tekrar almaktan sıkılabiliyor. Ancak parlak fikirleri olan küçük şirketlerin ilginç haberlerini okurken zevk alıyor. Bu haberler, yeni fikirlere yatırım yapmak isteyen yatırımcıların ve yeni iş alanları arayan nitelikli çalışanların da dikkatini çekebiliyor” diye konuştu.

Küçük Girişimcilere Destek Gerekiyor

Bilinen büyük şirketlerin çoğunun bir zamanlar küçük girişimciler tarafından kurulduğuna işaret eden Kirsner, ”Birçok ülke, işsizliği azaltmak, yeni mezun gençlere istihdam sağlamak amacıyla küçük girişimciliğe destek veriyor. Gazetecilik elbette tarafsızlık gerektiren bir meslektir ancak, biz de haberlerimizle bu şirketlerin ayakta kalmalarına, ileride başarıya ulaşmalarına destek veriyoruz” şeklinde konuştu.

Küçük girişimcileri, daha tanınmadıkları dönemde erkenden keşfedip onların haberlerini yapmanın gazetecilik başarısı açısından da önemli avantajlar sağladığını belirten Kirsner, ”Kimsenin ziyaret etmediği dönemde, daha yeni kurulduğunda ben Youtube’un haberini yapmıştım” dedi.



Gençler Artık Film Yıldızı Olmak İstemiyor

ABD basınının da girişimciliğe büyük önem verdiğini, girişimcilerin kaçta kaçının başarılı olduğunun, kaçta kaçının yıldız haline geldiğinin istatistiklerinin tutulduğunu aktaran Kirsner, ”Başarılı girişimcilerin haberleri toplumu girişimciliğe özendirerek, bu kişileri rol model haline getiriyor. Bu haberler, başarılı girişimcileri topluma rol model olarak sunuyor. Gençler artık, film yıldızı, şarkıcı ve futbol yıldızı olmak yerine Bill Gates, Steve Jobs ve Mark Zuckerberg gibi olmak istiyor” değerlendirmesinde bulundu.

ABD ve başka uluslararası medya kuruluşlarının, Türkiye’deki başarılı girişimcilerin haberlerine de ilgi gösterdiğini vurgulayan Kirsner, ”Dünyanın farklı yerlerindeki uluslararası yatırımcılar da artık Türkiye’yle daha çok ilgileniyor. Türkiye’de girişimcilik daha çok gelişecek. Önümüzdeki 5 yıl içinde Türkiye’de girişimcilik patlaması yaşanacak. Girişim sermayesi yatırımcıları arasında Çin, Brezilya ve Türkiye ön plana çıkıyor” yorumunu yaptı.



Boston Globe’da ”İnovasyon Ekonomisi” başlıklı yazılar da yazan Scott Kirsner, New York Times ve Newsweek gibi basın kuruluşlar için de yazıyor.

Yazar Yorumu: Öngörülen bu trend patlamasının bilinçli ve kontrollü bir şekilde gerçekleşmesini ve içinin dolu olmasını umuyorum. Aksi taktirde geçici bir balon olmaktan öteye gidemeyecek, ülkemize fayda yerine zarar sağlayacaktır. Bu noktada en büyük görev biz medyacılara düşüyor. Bu anlamda Girişim Haber olarak eksiklerimiz/yanlışlarımız varsa siz değerli okurlarımızdan bizimle ( haberlerimize yorum yazarak, mail ile yada iletişim sayfamızdan ) iletişime geçerek bizleri olumlu/olumsuz eleştirmenizi rica ediyor, duyarlılığınız için teşekkür ediyorum.

AA kaynaklı haberimizi tüm okurlarımızın ilgi ve bilgisine sunuyoruz

AndroidDevDaysWebsitesiTikla

http://www.iyiliksampiyonasi.com/

http://www.iyiliksampiyonasi.com/

10.000 Kadın Aranıyor !

10.000 Kadın, küresel finansal hizmetler firması Goldman Sachs tarafından 2008 yılında başlatılan ve şu anda dünyada 22 ülkede yürütülen bir sosyal sorumluluk projesidir. Amaç dünya çapında işini kurmuş fakat yeterli imkanlardan yoksun 10.000 kadına girişimcilik ve işletme eğitimleri vererek kadınların işlerini büyütmelerine destek olmak, dolayısıyla paylaşımcı ekonomik büyümeyi güçlendirmektir.
10.000 Kadın, dünyada 70’ı aşkın akademik kurum ve sivil toplum kuruluşundan oluşan bir ağ tarafından yürütülmektedir. Financial Times’ın dünyanın en iyisi saydığı 10 işletme okulundan 7’si de dahil olmak üzere 37’yi aşkın lider işletme okulu 10.000 Kadın projesinde yer almaktadır.
10.000 Kadın Türkiye Programı, Özyeğin Üniversitesi ve Goldman Sachs Vakfı işbirliği ile 2009 yılında hayata geçmiştir. 4 yıl sürecek projenin temel hedefi, işlerini büyütme potansiyeline sahip 400 kadına işletme ve yöneticilik eğitimleri vererek işlerini büyütmelerine destek olmaktır. Programın diğer hedefleri şöyle sıralanabilir:
  • Kadınlara işletme ve yöneticilik eğitimleri vererek paylaşımcı ekonomik büyümeyi desteklemek
  • Kadınların işlerini büyüterek yeni iş alanları yaratmasına ve ailelerine, toplumlarına ve uluslarına daha fazla zenginlik kazandırmalarına yardımcı olmak
  • Yüksek kaliteli işletme eğitimi almamış girişimci kadınların kapasitelerini arttırmak ve onları güçlendirmek
  • Mezunlara ağ oluşturma, mentörlük ve koçluk hizmetleri sunarak onları birer küresel oyuncu olma yolunda desteklemek
Eğitim programı, işini yönetebilmesi için gerekli olan düzgün bir işletme eğitimini alamamış kadınların konu ile ilgili tüm eksiklerini kapatmayı hedefleyecek şekilde düzenlenmiş 6 modülden oluşmaktadır. 3 dönem halinde yıl içine yayılan tüm eğitimler burslu olarak verilmekte ve katılımcılardan ücret talep edilmemektedir.
Bugüne dek 168 kadın girişimcinin eğitim aldığı 10.000 Kadın Girişimci Programı‘nın bu üçüncü yılında 120kadına daha eğitim verilmesi planlanmaktadır.
Eğitim Programı:
  • Girişimciliğin Temel İlkeleri
  • Pazarlama ve Satış
  • Süreç Yönetimi ve Organizasyonel Planlama
  • Muhasebe ve Finans
  • Sermayeye Erişim
  • İş Planı Geliştirme ve Değerlendirme
Eğitimler her katılımcıya program süresince sağlanacak dizüstü bilgisayarlar desteğinde gerçekleştirilmektedir ve eğitim dili Türkçe’dir. Dersleri Özyeğin Üniversitesi akademisyenlerinin yanısıra kendi alanında uzman profesyonel danışman/eğitmen ve konuk konuşmacılar vermektedir.
Eğitimler Özyeğin Üniversitesi Altunizade kampüsünde verilmektedir.
Günümüzde pek çok iş kadını; mentorlar, ağlar, danışmanlık ve diğer önemli destek hizmetlerinden yoksundur. Program kapsamında başarılı olarak sertifika almaya hak kazanan her kadın girişimci, mezun olduğu günden itibaren en az bir yıl süre ile izlenmekte ve işini büyütmesinde kendisine gerekli olan mentorluk ve koçluk hizmetleri sağlanmaktadır.
KOSGEB hibe ve kredilerinden mezunlarımızın faydalanması için her sene gerekli çalışmalar yapılmaktadır.
3. Yıl Program Takvimi:
  • Başvuru dönemi: 16 Nisan 2012’ye kadar
  • Başvuruların değerlendirilmesi ve adayların seçimi: Nisan – Mayıs 2012
  • Eğitimlerin verilmesi:
    • 1. Grup Katılımcılar: Haziran – Eylül 2012
    • 2. Grup Katılımcılar: Ekim 2012 – Ocak 2013
    • 3. Grup Katılımcılar: Ocak – Nisan 2013

30 Mart 2012 Cuma

Doğa Yürüyüşü Ankara | Doğada Yürüyüş Teknikleri

Doğa Yürüyüşü Ankara | Doğada Yürüyüş Teknikleri

26 Mart 2012 Pazartesi

Yedi Karanfil



Uyan sunam

http://www.youtube.com/watch?v=iLKLDXJ3orI

24 Mart 2012 Cumartesi

Kişiselleştirmemeyi öğrenmek!

İnsanlar tecrübeleri oranında değil tecrübelerinden aldıkları dersler oranında olgundurlar. (BERNARD SHAW) Bir kaç yıl önce, Arjantin, Brezilya ve Paraguay sınırlarının kesiştiği bölgede dünyanın en ünlü şelaleleri arasında yer alan Iguazu Şelaleleri’ni ziyaret ediyorduk. Uzaktan çok yakınmış gibi görünen Şeytan Boğazı’nın dibine doğru yürürken, dökülen sulardan gelen damlalar hepimizi sırılsıklam yapmıştı. Suyun karşı konulmaz gücü, yüzümüze çarpan damlalar, gözlerimizde parlayan güneş ve etrafımızda uçuşan kelebeklerle bambaşka bir dünyadaydık sanki. Bu yürüyüş sırasında bizi saran suyun gürültüsünden başka hiç bir şey duymuyor kalabalık içinde olmamıza rağmen hepimiz kendimizden başkasını hissetmiyorduk. Bir an şelalenin bizi alıp yutacağını ve içinde kaybolacağımızı düşündüm. Şelaleleri gezdikten sonra yaptığımız uçak yolculuğunda şelaleleri başka bir perspektifden görme imkanı buldum. Bulutların üzerinden bakıldığında dünya çok büyük, şelaleler ise onun çok küçük bir parçası olarak gözüküyordu. En ucuna doğru yürürken, uğultusundan başka bir şey duyamadığım, beni alıp yutacakmış duygusuna kapıldığım ve çok küçük bir kısmını algıladığım Şeytan Boğazı, uçaktan baktığımda birden çok küçük gelmişti bana. Bu yolculuk bana dünyanın doğa harikalarından birini yakından tanımanın yanında, hayata farklı bir bakış açısıyla bakma yolunda önemli bir farkındalık kazandırdı. Yakından baktığımda ürkütücü gözüken problemlerin, farklı ve geniş bir açıyla bakıldığında aslında o kadar büyük ve çözümsüz olmadığını fark ettim. Kendi açımdan hayatıma biraz daha denge ile bakabilmeyi, makro ile mikroyu birleştirebilmeyi deneyimlemiştim. Çoğunlukla bizi inciten durumları elimizde olmadan kendimiz yaratıyoruz. Sonra da farkında olmadan yarattığımız durumdan dolayı kendimizi keşkelerle suçluyoruz. “Yapmasaydım”, “Şimdi söylemeseydim”lerle hayatımızı zorlaştırıyor ve yaşanan sorunları olduğundan daha büyük görüyoruz. Hayata bakış açısının insanın kendi makro ve mikro dengesini kurmasıyla doğrudan ilişkili olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla bir kişinin söylediği bir sözü veya yaptığı bir hareketi nasıl dinleyeceğimiz, yorumlayacağımız veya yanıt vereceğimiz bizim kendi deneyimimize bağlıdır. Hayatta incinmelerin ve hayal kırıklarının olması doğaldır. Her hayal kırıklığını ve incinmeyi Şeytan Boğazı’nın yanında gibi algılarsak o sorunların içinde kaybolur ve boğuluruz. Oysa yaşananlara, kişiselleştirmeden farklı bir bakış açısıyla biraz yukardan baktığımızda, o kadar da büyük olmadığını ve çözülebilir olduğunu görme şansımız olabilir. Zaman zaman durup kendimize “Ben Nerdeyim?” sorusunu sormamız gerekiyor. Yaşadığımız sorunlara çözüm bulmamız için o sorunlara nerden baktığımız önem kazanıyor. Eğer Şeytan Boğazı’nın kenarında sorunlarımıza bakıyorsak bir süre sonra sorunun girdabına kapılıyor, ondan başka bir şey düşünemez hale geliyoruz. Bu durumda tek bir problem olarak başlayan sorunlar bizi içine alıyor ve katlanmaya başlıyor. Hayatımıza biraz yukarıdan ve tarafsız olarak baktığımız zaman belli kararları ve seçimleri neden yaptığımızı sorgulamaya başlıyoruz. Burada önemli olan kendi sorularımıza verdiğimiz cevapların bizi rahatsız edip etmediği. Eğer ediyorsa hala Şeytan Boğazı’nın kenarında duruyoruz demektir. Verdiğimiz cevaplar bizi rahatsız etmiyorsa o zaman hayatımızda dengeyi yakalamış ve kendi kendimizin en iyi arkadaşı olmuş oluruz. Hayatımıza uçaktan bakmayı öğrendiğimizde kişiselleştirmemeyi de öğreniyoruz aslında. Uçaktan bakmak o kadar kolay değil. Hayatta işler her zaman iyi gitmiyor. Hepimizin kötü günleri var. Kötü günlerimiz çoğaldıkça daha çok savunmaya geçiyor ve şelalenin korkuluklarına daha sıkı tutunuyoruz. Olayları kişiselleştirmemeye başladığımızda incinme ve hayal kırıklıklarını da en aza indirmiş oluyoruz. Şeytan Boğazı’nın kenarında olsak bile dünyanın sonu olmadığını hatırlayalım yeter. Yazar Hakkında: Ayşegül Güngör

21 Mart 2012 Çarşamba

GENÇ GEZGİNLER AKLIN NEREDE KALDI FOTOĞRAF YARIŞMASI BAŞLIYOR.SİZDE KATILIN

Katılman için işte 

yapman gerekenler!


  • Çektiğin en güzel 3 fotoğrafını seç ”Başvuru” sayfasından bize ulaştır.
  • Eğer gönderdiğin bir fotoğraf ilk aşamayı geçerek ilk 100 fotoğraf arasına girerse senin için Facebook’ta beğeni toplama yarışı başlasın!
  • En çok beğeniyi sen topla, bir daha gezme şansı yakala. İnterrail biletlerinden yurtdışı kamplara kadar pek çok şans seni bekliyor.


SPONSOR: GENÇTUR
Yarışma Hakkında

20 Mart 2012 Salı

Darüşşafaka

18 Mart 2012 Pazar

Çanakkale İçinde !