Blog Listem
25 Mayıs 2012 Cuma
Facebook Hisseleri Çakıldı.
Hissedarları Facebook'a dava açtı |
| Hisselerini geçen hafta borsaya çıkaran Facebook, ciro tahminini gizlemekle suçlandı. Eksik bilgi nedeniyle yanlış yönlendiklerini düşünen bir kısım yeni hissedar, Facebook ve satışın arkasındaki bankalar aleyhinde dava açtı. |
'Mali görünümü sakladılar'
Denetleme kurumundan celp
Hz. Mevlana Sözleri
Hz. Mevlana Sözleri
Ayna Türk’e nazaran güzel bir renktedir. Zenciye nazaran o da zencidir.
Ey can, aklını başına devşir. Ölümden korkup kaçarsın ya; doğrusu sen, kendinden korkmaktasın.
Gördüğün, ölümün yüzü değil, kendi çirkin yüzün. Canın bir ağaca benzer; ölüm onun yaprağıdır.
İyiyse de senden yetişmiş, yeşermiştir; kötüyse de. Hoş nahoş.. gönlüne gelen her şey senden, senin varlığından gelir.
Anlatır hep bu ayrılıklardan bu Ney.
Der ki; feryadım kamışlıktan gelir,
Duysa her kim, gözlerinden kan gelir.
İsterim ben, derdimi dökmem gerek.
Öyle bekler, vuslata ersin zaman.
Gördüğüm her kul için, dostum dedim.
Kimse talip olmadı esrarıma.
Gözde lakin yok ışık, duymaz kulak.
Yok izin, görmez fakat insan, canı.
Hem yok olsun, kimde yoksa bu ateş!
Cebesi aşkın karışmıştır mey’e.
Perdesinden perdemiz yırtıldı hem.
Hem verir Mecun’un aşkından misal.
Böyle bir dost, böyle bir özlemli yar?
Tek kulaktır müşteri, ancak dile.
Geçti yanışlarla günler, öylece.
Ey temizlik örneği, sen gitme kal!
Anlamaz olgun adamdan bil ki, ham,
Söz uzar, kesmek gerektir vesselam!”
23 Mayıs 2012 Çarşamba
The Film
Ankara'daki ABD Elçiliği'nin bahçesindeki koltuklarda seçkin misafirler oturuyor, Celal Bayar, Adnan Menderes, bakanlar, ellerinde kadehler, ışıklar kapatılmış, film seyrediyorlar.
Başrolde…
Cumhurbaşkanımız.
Eisenhower çağırmış, Celal Bayar da, İngiltere'den yola çıkan Mauritania gemisine binerek, anca dört günde ABD'ye varmıştı. Ike lakabıyla tanınan general başkan, Beyaz Saray'da yemek yedirmiş, "Türk milletinin istikbalini alakayla takip etmemiz gerekiyor" demiş, sonra da, "benim işim var, sen biraz dolaş" diyerek, altına özel uçağını vermiş, New York, San Francisco, Chicago, Los Angeles, Las Vegas, bir ay… 24 eyaleti gezdirmişti. Yüce Türk basını "Reisicumhurumuz el üstünde tutuldu, baştacı yapıldı" diye yazmış, reisicumhurumuz İstanbul ve Ankara'da davul zurnalarla karşılanmıştı. ABD'nin o zamanki Ankara Elçisi Avra Warren, bu seyahati siyah-beyaz kaydetmiş, bahçeye sinema perdesi kurmuş, alayını toplamış, ışıkları kapatmıştı.
"The film" böyle başladı.Çok sürükleyiciydi. NATO'ya girmiştik. İadei ziyaret itibariyle, coniler de bize girmişti.Türk milletinin istikbalini kalkındırmaya, inşa etmeye, İzmir'den başladılar. TOKİ apartmanı yapar gibi, betonarme, iskeleler diktiler. Ahali merak etti. Bunlar ne?
"Salça fabrikası kurucaz, domates kurutucaz" dediler. Ahali sevindi. 18 metre boyunda, boru gibi bi şeyler getirip, iskelelere oturttular. Ahali gene merak etti. Bunlar ne?
"Minare" dediler!Evet, minare dediler. Ahali gene sevindi. Gel gör ki, bekle bekle, ezan okunmuyor, kapıda kurt köpekli nöbetçiler var. "E hani minareydi?" deyince… "Bunlar İbrahim" cevabını aldılar! IRBM yazıyordu kısaca, intermediate range ballistic missile, orta menzilli balistik füze… Üstüne Türk bayrağı yapıştırdılar, IRBM canım, Ege şivesiyle irbaam, bildiğin İbrahim yani diye kakaladılar.Ahaliye "minare" derken… Asker-sivil iki bin vatandaşımızı NASA'nın Cape Canaveral uzay üssüne götürüp, eğittiler, İbrahim'le deneme atışı yaptırdılar. Bizimkiler gayet güzel fırlattı. "Aferin" dediler. Bizimkiler sevindi. Minare'yi döşeyen, kılıfına uydurmuştu halbuki… "Sizdeki İbrahim'lerin komutasını size vericez ama, fırlatma butonu bizde durcak" dediler.
* * *
Azzz sonra… Bizimkiler minare'lere iyi bakıyor mu bakmıyor diye, ABD senato
heyeti geldi bakmaya… Ahali sevindi.
Çünkü, yalaka basınımız "ticari yardım için geldiler, zengin olucaz" diye yazmıştı. Amerikalılar bi baktı ki, rezalet… Bizim ahalinin trafik levhası, çöp bidonu, elektrik direklerindeki fincan gibi hedeflere ateş etme alışkanlığı olduğunu unutmuşlardı.Hıyarın biri, Hiroşima'ya atılanın 100 katı tahrip gücüne sahip İbrahim'e mermi sıkmıştı iyi mi!
Motora isabet etmiş, güç bataryası patlamış, kontrol paneli devre dışı kalmıştı. Tel örgülerin çapını genişlettiler, Amerikalı askerleri geri çekip, Türk askerlerini nöbete diktiler.
Ahali baktı ki, minare'leri Mehmetçik
koruyor, gene sevindi, müsterih oldu"Minareler süngü, kubbeler miğfer" kapsamında, minare'leri anladık da…
Miğfer nerde?
* Kürecik'teydi… Kubbe şeklinde!Aslında, bırak ahaliyi, yüce basınımızın bile haberi yoktu. Deniz Gezmiş'in yol arkadaşı Sinan Cemgil, Nurhak dağlarına tırmanıp, kubbe'yi basmaya kalkınca, yüce basınımızın haberi oldu. İzmir'e minare diken arkadaşlar, Malatya'ya da kubbe oturtmuştu. Sıkı sıkıya tembihlemişler… "Öküz"ün trene baktığı gibi değil, gözümüz gibi bakmamız için bize emanet etmişlerdi. O yüzden… "İnekli" köyünün muhtarı ihbar etti. Kubbe'yi basmaya gidenler çembere alındı. "Etmeyin, biz bu yurdun çocuklarıyız" dediler, candarmaya… Nafile. Katledildiler. Kubbe kurtulmuştu. Şükürler olsun. Ahali sevindi.Gavur İzmir'i dindar gençlik haline getirmek için, İzmir'e minare dikmeleri normal de… Küçücük fıçıcık içi dolu Kürecik'e kubbe oturtmanın âlemi neydi birader? Sanki memlekette yer kalmamış gibi, Kürecik'e sıkışacaklarına, şöööle ferah ferah Küre Dağları'na oturtsalar daha iyi diil miydiDiildi.
Sayın ahalimiz bugün bile hâlâ haritadaki yerini gösteremez ama… "Türk istikbalini alakayla takip eden" arkadaşlara göre, ideal noktaydı. Görüş alanı eşsizdi. O gün kondurup, bugün modernize ettikleri kubbe,
2 bin 300 kilometrelik hassas menzile
sahip, 5 bin kilometreye kadar yolu var. Kubbe'deki AN/TPY radar, ki, ahalimiz isterse "Ankara/tipi" radar olarak okuyabilir… Son testte, 4 bin küsur kilometre uzakta havaya fırlatılan tenis topunu takip edebildi. Elbette uzaydan da görebiliyorlar ama, füzenin rotasını buradan takip etmek, çok daha güvenli… 5 saniye kazandırıyor.
O saniyeler, muhtemel savaşta her şey demek.Ve…
Gene ılık bi bahar akşamıTıpkı "İbrahim" gibi… "Hüseyin" diye Müslüman zannettiğimiz Obama, Chicago'ya çağırdığı Cumhurbaşkanımıza "sizdeki kubbe'nin komutasını size vericez ama, butonu bizde durcak" dedi. Daha önce "masaya yumruğumuzu vurduk, buton bizim elimizde" diyen yüce Türk basını "yaşasın, her istediğimizi kabul ettirdik, buton bizde değil" diye yazdı. Ahali sevindi.Başroldeki Cumhurbaşkanımız, The
Film'in heyecanlı sahnelerini çekmek…
Epıl, gugıl, tivitır ve feysbuk dekorlarında gezmek üzere, San Francisco'ya geçti.Dönüşte, davul zurnayla karşılanması ve
ABD Elçisi Francis'in bahçesine kurulacak sinema perdesinde vizyona girmesi bekleniyor.
To be continued…
Yılmaz Özdil -HÜRRİYET
Bu e-posta, Turkcell BlackBerry ile gönderilmiştir.
21 Mayıs 2012 Pazartesi
Masumiyet
|
Masumiyet Yüreğimdeki çocuğu istiyorum.... Hesapsız,kitapsız,riyasız, Kirlenmemiş anlarımı özlüyorum Allı pullu giysileri giyip, Bayram coşkusunu çocuk ruhuyla yaşamak Karanlıkları aydınlatan bakışlardaki ışıltıyı arıyorum Hani oyunlarda mızıkçı ruhuyla küsüp Küstüğümü unutmak Renk renk şekerlerle renklendirdiğim dünyamda Özgürlüğe yol almak Hergünün başlangıcına ümitle bakıp Baktığım ümitlerime sarılmak Dipsiz kuyularda tırmalanmadan Yalancı baharlarda oylanmadan Gecenin karanlığına sarmalanmadan Çocukça güneşe el sürmek istiyorum Yüreğimdeki çocuğu geri istiyorum.... |
Filiz Sargın
|
Aşk Bazen
Aşk Bazen
Aşk bazen onun için ağlamaktır.
Aşk bazen gururunu hiçe saymaktır.
Aşk bazen onun için ölüme gitmektir.
Aşk bazen sadece onu mutlu etmektir.
Aşk bazen onu gördüğünde herşeyi unutmaktır.
Aşk bazen mutluluğu için herşeyi feda etmektir.
Aşk bazen onu özlemektir.
Aşk bazen ona şaka yapmaktır.
Aşk bazen resimlerine bakıp mutlu olmaktır.
Aşk bazen hayalini canlandırıp yanında olmaktır.
Aşk bazen onu rüyanda görmektir.
Aşk bazen aileni hiçe saymaktır.
Aşk bazen beraber film seyretmektir.
Aşk bazen sadece göz göze gelmektir.
Aşk bazen elini tutup mutlu olmaktır.
Aşk bazen ona iltifat edip mutlu etmektir.
Aşk bazen zor anında yanında olmaktır.
Aşk bazen sevmediğin bir şeyi yaptığında gülmektir.
Aşk bazen ona hediye almaktır.
Aşk bazen sadece onu öpmektir.
Aşk bazen kavga etmektir.
Aşk bazen onu kıskanmaktır.
Aşk bazen ona hak vermektir.
Aşk bazen onu arkadaşlarınla tanıştırmaktır.
Aşk bazen onu korumaktır.
Aşk bazen yoklamada yerine imza atmaktır.
Aşk bazen yaptığı bir suçu üstlenmektir.
Aşk bazen ona kızmaktır.
Aşk bazen sevdiğini ona söylemektir.
Aşk bazen mesajlaşmaktır.
Aşk bazen varlığını hissettirmektir.
Aşk bazen onunla yemek yemektir.
Aşk bazen karşına alıp dertleşmektir.
AŞK BAZEN ONU TERKETMEKTİR..
19 Mayıs 2012 Cumartesi
19 Mayıs Ruhu
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun.Bu yazıyı belki ilerde okuyan Türk gençleri o ne oluyor derlerse ?(Bu sene bayramların kutlanması 2012 hükümeti tarafından bırakıldı)aşağıda kileri okuyup hatırlayabilirler.
Türk Tarihinde kutlanması gereken günler vardır. Bunlardan biri 19 Mayıs 1919'dur. 19 Mayıs 1919 Anadolu'da yeni Türk Devleti'nin fiilen temellerinin atıldığı gündür ve Türkiye Cumhuriyeti tarihimizin başlangıcıdır. Yüce Önder Atatürk'ün Büyük Nutkunu bu olayla başlatması, doğum gününü soranlara 19 Mayıs'ı işaret etmesi bunun kanıtı sayılmalıdır. 19 Mayıs'ın millî bayram olarak ilân edilmesi bu yargıyı daha da pekiştirmektedir. Atatürk, gerek Millî Mücadele döneminde, gerekse Cumhuriyet döneminde yurdumuzun birçok şehrini ziyaret etti. Bu ziyaretler, o şehirlerin mahallî övünç günleri olarak kutlandığı halde sadece 19 Mayıs yasa ile millî bayram kabul edildi.
Şanlı Türk Tarihi bir çok başarılarla süslüdür. Tarihimizde yaşanmış olan bu başarılar hiçbir zaman unutulmayacaktır. Başarılarımızın hatırlanması ve bu başarıları elde eden insanlarımızın hatırlanması amacı ile belirli gün ve haftalarda bir dizi etkinlikler düzenlenmektedir.
YAŞLANDIKÇA GENÇLEŞEBİLMEK
Gençlik bir hayat devresi değil, bir AKIL HALİ’dir.
Yıllar cildi buruşturabilir, ancak, HEYECANLARIN BİTİŞİYLE ruh buruşur.
...
İnsan KENDİNE OLAN GÜVENİ kadar genç, KUŞKUSU kadar yaşlı,
CESARETİ kadar genç, KORKULARI kadar yaşlı,
UMUDU kadar genç, BEZGİNLİĞİ kadar yaşlıdır.
Hiç kimse FAZLA YAŞAMIŞ OLMAKLA yaşlanmaz.
İnsanları yaşlandıran, İDEALLERİNİN BİTMESİ’DİR.
Kalbi sevdikçe, neşe duydukça, güzellikleri fark ettikçe, beyni yeni şeyler keşfettikçe HERKES GENÇTİR.
İnsanlar YAŞADIKÇA yaşlandıklarını sanırlar, hâlbuki YAŞAMADIKÇA yaşlanırlar.
İnsan, YAŞLI OLMAYA KARAR VERDİĞİ GÜN yaşlanır.
En iyisi, SİZ, BU YIL DA GENÇ KALIN...
18 Mayıs 2012 Cuma
17 Mayıs 2012 Perşembe
Kardeşini Seç !
A S L A P A R A Y O L L A M A Y I N ...
28 KASIM 2004 tarihinde tarafımdan kurulan bu site, kardeşten kardeşe uzanan gönül birliği sitesidir... Hiç bir dernek ve de vakıfla ilişkisi yoktur.
Onlara yardım değil, hediye yolluyorsunuz... Hediyelerinizi abartmayın. Bir defter, bir kalem, bir mektup dünyalara bedel...
Kardeşlerinizle destek olmaya, onlarla sonuna kadar el ele yürümeye karar verin... En büyük desteğiniz sevginizdir. Bu çocuklar bizim, Türkiye’mizin çocukları...onları hiç unutmayın... Mutlaka mektup yazın . Kişiliklerini geliştirin... Alacağınız cevap mektupları sizin de dünyanızı değiştirecektir. Bu mutluluğu yaşayın ve görün. Yolumuz, önderimiz ATATÜRK'ümüzün yolu. Doğudan batıya, kuzeyden güneye tek vücut olmanın yolu. Yolumuz açık olsun.
Cengiz TÜNAY - Ali TÜNAY
16 Mayıs 2012 Çarşamba
TAŞLAR
Değerli ve yarı değerli taşların etkileri ve alternatif tedavi... |
“2002'de
yazmış olduğumuz bu giriş yazısına mühim bir ek..
"Türk kültüründe yer almayan" dedikten sonra "-ya da pek bilinmeyen-" şeklinde bir uyarı eklenmesi oldukça yerinde olmuş. Çünkü asıl doğru olan; değerli taşların Türk ve İslam kültüründe yer almadığı değil; bunun günümüz insanı tarafından pek bilinmediği. Bu sayfada sadece Marifetname'den bir örnek vermiştik ancak Mevlana'nın Mesnevi'sinde, tasavvuf ile ilgili bazı eserlerde ve daha pek çok eserde taşların etkilerinden bahsedilmiş; hatta sadece taşların faydalı etkileri üzerine yazılmış olan bir risale bile mevcut. Bu araştırmamız tamamlandığında Gizli Hazine'ye eklenecek.”
|
Birazda Turta Yapalım !
| 2 |
Foto ©Aybige Mert


.jpg)












